Salı, Aralık 23, 2008

yıllar geçmiş.

yıllar dediğim de sevgil okur, iki yıl. ama birden fazla, gene de çoğul.

açmışım ta ne zaman. hatırlıyorum açtığım geceyi bu bloğu. blog'u. blog. ikinci yurttaydım yaz okuluydu o yurt nöbetçi, ve ben de evde değildim.

sonra o sene eve çıktım. var ya bi görsen okur, evim güzel yani, hoş. iki senedir süper yaşıyorum, derken bu üçüncü kış bu evde. hatta son kış.

korkma lan okur, ölmekten bahsetmiyorum, daha yapacaklarım var.

bu yazıyı da işte sana o evden yazıyorum, o evdeki keni masamdan yazıyorum. biliyor musun okur, bu evde ben yalnız yaşıyorum.

okur, bu kadar zamanda benim gelim gidenim oldu. hayatıma girenim de oldu, e çıktılar da tabi. o vaktiyle olan umutsuzluk çoktan bitti, o geleceği görememek konusu yalan oldu. görüyorum, biliyorum. ne istediğimi biliyorum, ne yapmam gerektiğini biliyorum. var ya, yapıyorum da..

bu arada okur, ben işte kadınları sevdim. bazısı çok kaldı bazısı az kaldı. bazısı sevildiğini bilmedi. ehheh okur, bakma o amerikanların smooth talker dediği tiplerden olduğuma, karşımdaini siklemiyim var ya, bir saatlik muhabbete bakar tavlamam.. ama be okur, bi de bazen oluyor ya hani, hani çok iyi tanıyorsun biliyorsun seviyorsun, işte o smoothtan eser kalmıyor, laflar kütür kütür çarpıyor dişlerime, çıkamıyor ağzımdan.

sağlık olsun okur, görmeyince unutanlardanım. diyemediğim biri varsa, görmeyiveriyorum, geçiyor.

bu arada okur, çok merak ediyosundur ya, son zamanlarda yeni baştan aşık oldum ben. yeni baştan diyorum da, bu seferki önceki seferkiler gibi değil. öyleyse bile, şimdi bunu hissetmiyorum, kime ne. ama arkadaşlarım diyor ki seni böyle görmemiştik. ben nasıl gösterdim ki sana kendimi acaba ondan haberin var mı benim arkadaşım?

neyse okur, sana aşkımdan bahsedeyim. aşık değildim, olmama gerek de yoktu, uzaktı da. sonra baktım aşık olmadan olmuyor, oluverdim. iyi de oldum.

sonra okur, bu ülke iyidir hoştur da, çok durasım yok benim biliyo musun. bu ülkenin bana tavrını şu sıralar pek beğenmiyorum. öğrenci olarak okul fena davranmıyor da, insan olarak ülkenin beni üzdüğünü affettirmiyor. ben de taşınacağım, ülke beğeniyorum.

okur, ben bütün hayatımı yalnız yaşicam der idim. dedim, gene derim gaza gelsem. ama o gazlara gelmesem. gelmiyim yani, hazır aşıkken. dimi.. yahu unutmuşum iki kişilik hayalleri ben..

bu arada hayal öyle dandik bir şey değil, benim hayatımın çoğu.

bazı kadınlar olmuştur, yatağıma girmişlerdir, sonra da çıkmalarını istemişimdir ve sebep sadece o kadınların hayalime girememeleri olmuştur. başka kadınlar da hayalimden fazla girmemişlerdir hayatıma, o da ayrı bahis, bahsedilir.

sonra okur, bu gece erken yatacak idim de, bir şey geldi aklıma kalktım. kalkmışken bi işlerle uğraştım, derken saat üç oldu. saatini üçü on geçmesi anısına, on dakika gecikmeli olarak gecenin tam üçünde şarkısını açıyorum bi dakika..

ayy açamdım bilgisayar yavaş.. eric clapton çalıyor da.. dur açıcam..

evet açtım, dakika oldu 11. yani bir dakika der iken hakiaten de bir dakika demişim.

neyse okur, o kaç gündür düşündüğüm şarkıyı buldum. buldum dediğim de, üşenmedim kalktım ekşi sözlükte yazdım birisi yazmış. hakan taşıan söylüyomuş. sinan abi vardı, kitap götürmeye giderken arabada taktıydı kasedi, taa kaç sene oldu kim bilir, aklımda br tek sen uyurken gideceğim kısmı kalmış. ama müziğini mırıldanıyım dedim, baktım orhan gencebaydan kader çıkmazının melodisi imiş mırıldandığım..

neyse okur lafı buraya getiriş sebebim başka.. o şarkıda diyor ki işte, sen uyurken gideceğim buun başka yok çaresi, istemezdim böyle bitsin aşkımızın son gecesi. şimdi çok ulvi bir laf değil, kabul. çok önemli bir laf da değil.

ama ben o aşık olduğum kadının yanından, bir gece sıcağa dayanamayarak (var ya hiç gelemem yattığım yerde sıcağa.. soğuktan donayım gene de sıcak olmasın, ille de olmasın) kalkıp gitmiştim de.. sonra bir süre sonra diğer odanın kapısında onu korkmuş halde gördüm ya okur..

e uymadı be okur bu.. yani, gidesim gelirse bu kesinlike o uyurken olacak, çünkü ben böyleyim. çünkü veda konuşması, çünkü kırgınlıklar ya da iknalar.. ya da ne bileyim.. ben gitmem gereken zaman geldiğinde sessiz sedasız gitmeyi bilenlerdenim. gidecek isem de, bir seramonidir, bir törendir.. olmamalı yani. kime neyin şovunu yapıyorsun, gidiyosan git. o son kavgalar tartışmalar.. esasen düşününce de, bu da kendimce benim törenim.

ve okur, sen olsan ister miydin giderken hatırlanmak.. tadını verir mi sessizce gitmenin.. vermez be okurum, vermez..

gece bir soğuk olur ki.. sen çıkmışsın sessice giyinmişsin. ulan yaz olsa bile o gece soğuk olur inadına.. sen yürürsün. his de kalmaz, seviyordum aşıktım, biliyorum, ama ne bi rahatlama, ne bi sıkıntı. boşça yürürsün okur.. ağlasam dersin, geçen günlerin anısına birkaç damla versem dersin.. o da olmaz..

öylesini de yaptım okur. bıraktım da gittim, sonra sordum üzmüşüm..

bu sefer okur, hiç yapasım yok inan. gör bak, okulum bitiyor az kaldı.. az dediğim gene var bi 6 - 7 ay, ama kabasını aldım yani.. sonra taşınıyorum başka bi şehre.. orda sevdiğim kadın var, sonrası güzel olacak okur..

ama okur.. içimde ince küçük bir kurt var, solucan var.. dolaşıyor. çok küçük, siklemiyorum. hayvan, nerden öğrenmişse konuşmayı, gideceksin diyor. sevdirme bırakacaksın diyor. yau sevmişim, sevdirmişim sana ne diyorum, susuyor. ama gözlerini de gözlerime dikiyor, konuşmuyor küsüyor. lan oğlum böyle yapma de ne diceksen diyorum, gene aynı şeyi diyor.

gider miyim bilmiyorum okur. gidesim yok. gitmiyim. gideceksem de eğer, madem yani gidilecekse, eninde sonunda yalnız ölünecekse, vakitli gideyim..

o vakit şimdiki vakit değil. o kadar da vakitli değil!

1 yorum:

Adsız dedi ki...

karşımdaini siklemiyim var ya, bir saatlik muhabbete bakar tavlamam cok ayıp neyse ki kopy paste yaptım