okur..
mutfağımda buzdolabı sığmadı. sığacaktı, çok az, inan ki çok az bir yer, müsade etmedi.. nasıl diyim, kaktırsam girecek, lakin dolap yamukturulacak.
neyse, buzdolabı yerini buldu. zaten buzdolabının boşluğunda yapacak başka şeylerim var.
tataaa!
yapamıyorum arkadaş.
benim beğendiğim stili en başta sevdiğim kadın hor görüyor. yahu ben beğeniyorum, seni de beğenen benim. seni hor görseler üzülmez misin? stilimi neden üzüyorsun!
zaten o iş para işi. ben o parayı bulurum da, harcarım da. ona şüphem yok. ama çok eşyam varmış, bu kadar eşya kullanılmadı bile. başka eşyalar edinirken o sebepten endişeler var, nasıl taşınacak kaygısı var.
salonumda pembe bir koltuk, eminim yaşı benden büyük. duvarlar pembe. yerdeki halı da evdeki eski halı, ki kendisi ağırlıklı olarak koyu pembe. oldu mu sana bir maison-ül-anneanne..
kötü değil, hatta aşık olduğum kadın bayılacak biliyorum. zaten bir şeyleri yaparken, onun çok hoşuna gidecek diye yapıyorum evde, öyle olsun istiyorum. evimi evi olarak görmesinden memnun oluyorsam, evim de onu memnun etmeli, farkındayım.
ama olacağı, açacağım arkadaş bir garsoniyer.. azcık parayı bulmama bakar. istediğim gibi de döşeyeceğim..
hem de serin olacak.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder