Salı, Ağustos 30, 2011

kendimi pek iyi hissetmiyorum

bana sürekli yumruk atıyordu, ben ise onu bıçaklıyordum. haliyle durumu benimkinden daha kötüydü.

kafamı toparlayabilirsem yazacağım. önceki yazılarımdan birinde yazı yazmak için gerekli minimum konfor düzeyine değinmiştim. şu anda yazmayı geçelim, yaşamak için bile var olması gereken konfordan uzağım.

internet kafelerdeki klavyelerin a, s, d ve w harfleri küçük çocukların parmaklarının ucunda. silinmişler.

iki kuzeniz, yaşlarımız yakın. birimiz asker ve yalnız, diğerimiz evli ve sivil. sırf annelerimizle kardeş diye yılda bir kere gördüğü bizlere karışma hakkı bulan kişiler bana evlenmek ona da askere gitmek konusunda akılalmaz bir ısrar içindeler. evlensem evlendiğim kadını iki yılda bir görecek, muhtemelen de hiç anlaşamayacaklar. inanın, medeni durumum onların hayatlarında hiçbir şey değiştirmeyecek. anlayamıyorum.

öfke oluyor tabi ister istemez. şu anki gerginliğimin bir kısmını da kapı ağzında oturuşuma bağlayabilirsiniz. benim belirleyeceğim bir yaşa gelene kadar çocuklar sokağa salınmamalı.

istanbul dışına çıkmam yasak benim. gerçekten. istanbul'da bulunmak durumundayım. dünyanın en fazla özlenen kadınını tanıyorum ve istanbulda olacağını biliyorum. dediğim gibi, istanbul'da olmak durumundayım. olamıyorum.

bayramın ilk günü midem çok fena. sebebi ısrar. yemek istemiyorum, ısrar ediyorlar. gene de yemiyorum ya, maruz kaldığım ısrardan dolayı karnıma ağrılar giriyor.

bir lafı bir kere demişsin, hayırı duymuşsun. tekrarladığında ikinci hayırı duyduğunda bir şeyleri anla.. değil mi? işte, illa üçüncü. bari kelimeleri değiştir (paraprhase), böyle yaptığında kendimi salak gibi hissediyorum.

bir de, bir keresinde sokakta gördüğüm bir kadın, artık nasıl dikkatli baktıysam (ama çok güzeldi) dün gece rüyamdaydı. sabaha kadar uzun uzun konuştuk. çok selamı var.

Hiç yorum yok: