Pazar, Kasım 04, 2012

yazı bittiğine göre çay koyabilirim.


motosiklet hevesi, genellikle ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. tedavisi masraflı, meşakkatli ve hastalığı çekenden çok hastanın yakınları için yıpratıcıdır. bu hastalığa yakalanmış kişiler için yapılabilecek her şey hastanın moralini yüksek tutmak, ömrünün geri kalan günlerini daha huzurlu geçirmesini sağlamak içindir. motosikletli insanların birbirleriyle zaman geçirmeleri, tecrübelerini paylaşmaları da hep bu ortak hastalık bahanesiyledir. kanser gibi düşünün.

cuma günü, beyaz bir arabanın sağından geçip onun önündeki gri arabanın da solundan geçerek, makas atmak da denilen hareketi yaptığımda arkamdaki arabadan çıkan korna sesi bana bunları düşündürttü. bu sefer gerçekten çok yakındım. hep yakın geçerim ama, bu sefer gerçekten çok yakındım ve çok hızlıydım. sol arkamdan vurabilirdi, ölebilirdim. gün içinde başıma defalarca gelen bir olay. her gün defalarca ölebiliyorum.

ölmeyi bayılmak sanmakla itham edildim. müteaddit defalar. oysa benim için esas korkunç olanı yaşamak. biraz da yaşlanmak. geçim derdi, sorumluluk, başarılı olma kaygısı. hayatımda bu güne kadar pek az kere başarısız oldum. o komşunun örnek gösterilen çocuklarındandım. üniversite ve bölüm seçmeden önce bi konuşulan abilerden de oldum bir kaç senedir. fakat ne acı ki bir kaç ay önce başarısız günlerimin başladığını düşünüyorum ve bunu yaşamak benim için ciddi bir yük. utanıyorum, filan. insanlarla görüşemiyorum.

ev yaptırıyoruz mesela, hiç içinde oturmayacakmışım gibi geliyor. sırf kardeşimin gönlü olsun diye uğraşıyorum, yoksa hakikaten el kadar hasır derdindeyim. nasıl oluyor da böyle konfor düşkünüyüm peki? değilim. vallahi değilim. yattığım yatak çok rahatsız olmasın ve sessiz kalabileyim, başka çok bir şey istemiyorum. eşyada gözüm yok. on parça çamaşırı bir aydır döndüre döndüre idare ediyorum. yemek desen, o da doyana kadar işte. vallahi.

çok çok sevindiğim anlar işte hep böyle trafik kazalarına çok yaklaştığım anlar. orada hayatta kalmak sıradan bir durum olmuyor, kazanılmış bir başarı oluyor. yoksa yaşarken bunun önemini pek anlayamıyorum. ama ne zaman motorum kaymaya başlıyor ve ben bir şekilde toparlıyorum, o zaman gülüyorum.

bu arada yeni de teker aldım, ön arka yedi yüz elli lira tuttu bu parasızlıkta. sırf arabalara daha yakın geçebileyim, virajlara daha hızlı girebileyim diye.

bu aralar aşığım diye biraz daha kalmak istiyorum da, esasen çok da meraklı değilim hani yaşayayım diye. canım kıymetli, acı çekmeyeyim, o ayrı. acısız, temiz.

hem geçen hafta dedemin cenaze törenindeydim, pek hoş anlar değil. sevdiklerim için böyle anlar çok çok az olsun. hadi, herkes neyse, bir şekil katlanılır da, kardeşim olmasın.

gözlerinizden öpüyorum.

Hiç yorum yok: