Cumartesi, Ekim 29, 2011

kısa, ani, hayvani.



okur naber?

başlıktaki söz bizim tabur komutanından çıktı, bu haftanın başlarında. sağol deme şeklimizi tarif etdi. ben de bunun üzerine bu sözü yeni yazımın başlığı kıldım ve dört gündür kafamda dönüp duran parça parça cümleleri aldım, karşına çıktım. içimden bir ses bu parça parça sözleri birleştiremeyeceğimi filan söylüyor, oralı olmuyorum.

kısa
askerliğimin ilk üç aylık eğitim dönemi, sizin için olduğu gibi benim için de çabuk geçti. kısa ile ilgili benim eyyorlamam bu kadar.

ani
*yazar şu anda monitöre gerçekten çok boş bakıyor*

hayvani
hayvan gibi kilo aldım.

esasında bu çarşı izni gerçekten güzel bir yazı ile aktarmak isteyeceğim öneme haiz. (haiz mi dedi kız?) çünkü bu çarşı izni benim balıkesir'deki son çarşı iznim. çünkü -mal bir karar olduğuna inanıyorum- bizim diploma törenimizin pazartesi sabahı yapılmasına karar verilmiş bulunulmuş. bir saatlik tören için iki gün daha burada bekliyoruz.

son çarşı iznim diye, güzel geçsin istiyorum ya hani, önce son üç gündür mırıldandığım şarkıyı dinledim. hatta şu anda sen de onu dinliyorsun. ardından sür'atle sinemaya koştum ve Behzat Ç. seyrettim. (seninle birlikte seyretmeyi bekleyemedim. üzgünüm leyla.) film çıkışı da hafta içi delicesine özlediğim türk kahvesini içtim, aç karna içmenin çok iyi bir fikir olmadığını gördüm.

askerdeyken böyle basit şeyler çok özlenebiliyor. bunu size küçük şeylerden bile mutlu olabilin diye anlatmıyorum. bunu yazmaya ihtiyacım var ve fakat rutin hayatımdan dolayı anlatacak başka hiçbir şey bulamıyorum diye anlatıyorum. bunu ayrıca; bir gün çok güzel bir kadın (öyle birini gerçekten tanıyorum) sabah işe gitmek için hazırlanırken -meğer geceyi beraber geçirmişiz- benim de uyandığımı görüp bana günaydın dediğinde, ona kısa, ani, hayvani bir SAOL ile mukabele etmeme şaşırmasın diye anlatıyorum. ne yapayım, fazla mutlu olduğum anlarda aklıma en lüzumsuz anılarım geliyor. o demin işte anlattığım sahne var ya, işte ondan da daha mutlu bir an düşünemiyorum.

Hiç yorum yok: