Çarşamba, Aralık 14, 2011

eskiye çok uzak vaziyet

nasıl da değiştin birden? diye sormaya kalmadan ters ters yüzüme baktı. lan ne birdeni, kaç aydır kavgadan gürültüden huzurlu bir uyku mu uyuduk? diye soran gözlerine naapıyim lan sen de gece dönüp götünü uyuyosun diye cevap veren gözlerimle mukabele ettim. sonra tey allahım diyen ağzına.. yani hakikaten nasıl içimden geçirdim tam ortasına vurmayı. dudakları çok güzel olmasaydı, ki olmasa bile çok aşıktım, kesin patlatırdım bi tane. kanardı, acırdım.

bu tırt girişin ardından ekrana boş boş bakıyorum tabi okur. polatlı'dayım lan, ne aşkı ne sevdası.. zuhal olcay dinliyorum mesela, şarkıda bir laf geçiyor, oradan alıp kendi kendime konuşmaya başlıyorum. çıldırmak işten değil.

sıkılmayayım diye bir haftasonu ankara, bir haftasonu eskişehir, bir haftasonu istanbul'a gidiyorum. yani istanbul'a sıra bu hafta geldi, inşallah bir aksilik olmazsa.. gidip de kimi göreceğim o da meçhul. kardeşim var onu görürüm herhalde. arkadaş arkadaş dediğin zaten toplasan yedi sekiz kişi var yok.. ikisini üçünü aradım müsait değillermiş. hevesim kırıldı diğerlerini aramayacağım.

tabi şimdi her an yazı yazılmıyor. yazı kafası çok mühim. bir hal oluyor, insan yazdıkça yazacak oluyor. bana bu hal genellikle tatsız zamanlarımda geliyor. normalde içip içip arayabileceğim bir kimsem olsa yazılar da olmayacak anlayacağınız. beni okumaya devam etmek istiyorsanız benimle arkadaş olmayınız. ya da ne bileyim, sırf size konuşayım da istiyor olabilirsiniz. benciller sizi..

1 yorum:

jewel dedi ki...

"bana ne" biliyorum ama, istiyorum ki, bi tek ben okuyayım buraları. izleyici sayısı arttıkça uyuz oluyorum.. affet..
ayrıca, polatlılılar da sever.

a.