Cuma, Aralık 21, 2012

işler güçler

merhaba okur,

bu aralar çok yoğun biçimde enstitüyle ve iş bulma çalışmalarıyla uğraşıyorum.

enstitü güzel, herhalde sonunda derslerimi bitirebileceğim. sonrasında inan ki on numero bir tez geliyor. kafamdakileri oturup yazsam bile iki makale çıkar diyeyim.

bu akademik hadiseleri seviyorum. bir insanın kırk yaşındaki hedefi tekirdağ'daki üniversitede haftada iki saat ders vermek, iki gün de istanbul'da danışmanlık hizmeti verip ağırlığınca para (kağıt) almak olduğunu duysanız ne düşünürdünüz? buyrun, duyun. ne düşünüyorsunuz?

tabii daha otuzun çok kıyısında biri olarak kırka epey zamanım var. bu arada da aç oturulmaz, iş arıyorum. elektrik mühendisiyim, doğalgaz ve elektrik ticaretini biliyorum. üç farklı iş kolu, üçünde de rangeler farklı. kafam muhallebi gibi oldu. hemen söyleyeyim, elektrik mühendisi olarak istanbulda 1 alıyorsan ırakta 2buçuk, elektrik taciri olarak türkiyede 1buçuk, doğalgaz taciri olarak da 2 alırsın. şaka yapmıyorum. doğalgaz ticareti işin bilen otuz kırk kişi vardır, hepsini tanırım. bu kadarız yani.

dün doğalgaz tacirliğimi satmak için bir yere gittim. elektrik ticaretini de biliyorum ve bilgilerime ihtiyaçları var. adamlardan basit bir elektrik mühendisi maaşı istedim. ik müdürünün gözü parladı parayı duyunca. boynuma sarılmadığı kaldı. istediğim para ağzımdan çıktığı an hatamı fark ettim ama artık kabul edebileceğim rakamı biliyor. shceisse!

fakirlik zor. insanın üzerine yapışıyor. altı ay işsiz gezdim diye paradan konuşmayı unutmuşum. üzerime alacağım sorumluluk yılda sekiz sıfırlı bir para ile ölçülüyor. hem türk lirası, hem amerikan doları, hem de euro cinsinden sekiz sıfır var temiz. sinirden yorganı kemiriyorum. (daha yataktan çıkmadım da.. soğuk olm kar var.. aç açına takılıyorum yatakta. açlığa dayanabildiğim yere kadar böyle.. AÇIM.)

dün metrobüse bindim. bu görüşeceğim yer altunizadede, benim ev dikilitaşta. boğaziçi köprüsünün iki ucu. metrobüs durağına geldim, akşam 6 filandı, inanılmaz dolu. hiç bu kadar fakiri bir arada görmemiştim. bekledim yarım saat filan, fakirler bitti de boş bir metrobüs geldi, ona bindim.

sonra da metroyle taksime geçeceğim. kaç yıllık mahallem (dört)[efendim?](dört diyorum. dört yıllık mahallen.)[haa ok] metrobüs durağından metro istasyonuna gidemedim ya la. tipi de var, yerler vıcık vıcık kar suyu, nevrim döndü. point oteli görüyorum, kendimi görüyorum, bu ikisini istanbul haritasına yerleştirip de yönümü tayin edemedim lan..

en sonunda bence olabilecek en sakil yoldan gayrettepe metro istasyonuna vardım. indim aşağı, mahşeri bir kalabalık. (hehe mahşeri. naber mayalar?) teknik bir arıza var diyor anonstaki peltek. maslak yönüne kaç tane metro geçti, giden gelmiyor. hep birikti hacıosmanda. taksim tarafına giden tek bir metro yok. sonra bir yerde tıkanıklık neyse açıldı da.. gene fakirleri gönderdim bir kaç posta, sonra bindim. aynı anda hem çok güzel bir kadına, hem de çok çirkin bir adama bu kadar yakın olmamalısınız. bu arada aklıma japonyada rushhour'daki metro görüntüleri geldi ve madem lafı açıldı tekrar belirteyim:

gerizekalı japonlar.

Hiç yorum yok: