Perşembe, Aralık 06, 2012

şarkılar doğuruyor, değil mi?


naber okur?

kış geldi, ve her mal blogger gibi konu bulamayıp kış hakkında yazacağım sandın değil mi, fotoğrafı görünce. hemen atlama. oku, sonra atla. naapıcam lan başka kışı yazmicam da, seni mi yazıcam..

ya iş aslında şöyle oldu. önce bir buzdağı fikri belirdi. evin soğuk olması için verdiğim çaba ve kardeşimin sıcak olması için, aynı şekilde.. eşek kadar adamlarız lan hiç yakışmıyor da, ben de serin seviyorum yani.. serinden güzel ne var.

altıncı ayındayım işsizliğimin. hayatta tatmadığım şey. feci bir rahatlığa dönüştü, ondan korkuyorum. motorum için ogs aldım, sırf köprüden geçerken kolay olsun diye, köprüden geçmeme hacet kalmadı. ilk alırken otuz lira yükleniyor, otuz sene sonra biter herhalde. cihazın garantisi dört sene. buyur.

evimde oturuyorum. döşedim çok güzel oldu. duşakabin biraz bi su kaçırıyor yalnız, bir ara üşenmezsem bir kat silikon çekeceğim. çok çılgın. tesisat, elektrik, marangozluk.. türlü işe gözüm kapalı giriyorum. bir sıva işine bulaşmıyorum, bir yirmi santim kadar lambanın yeri değişecek mesela, tavanı kırmıyorum. ankara'daki evimde badana yapayım demiştim de olmadıydı. ondan.

bu arada evdeki tek büyük masa salonun ortasına koyduğum dev ada. mutfak adası. aslında yarım ada, çünkü ada dediğinin dört tarafı bir şeylerle çevrili olur.. filan. uzatmayacağım. yüksek diye de tabure aldım. ayaklarım düz satıha basmadan ömür geçirebilirim. motorda peg, evde tabure ayaklığı. yemin ediyorum yer yaptı ayağımın ortasında. yarım düz taban mıydım neydim çocukken, ayakkabıdaki demirden hatırlıyorum, şimdi tüm taban oldum. taban oyukluğu mu arıyorsunuz? bana gelin.

hah. demin çay koymaya kalktığımda aklıma geldi. bu donma işine bilgisayardan geldim. bilgisayarım donuyor lan. bir kere çalışmaya başlayınca bütün işlerimi hallediyorum. halledemezsem zaten donuyor. acayip bir hal. yeni sistem filan kurmak gibi şeyler, aman. böyle işlerle bana gelmeyin. alıştım bu şekilde, donsa da razıyım.

yapım bu. sevgiliyken de böyle. en baştan mesela şahane başlayan bir ilişkin mi var, bir alışıyorum. oh. ilişki sıçmış, küsmeler barışmalar artmış, tadımız kaçmış filan, inatla sürdürüyorum. mantıklı kadınlarım oluyor, onlar bu kadarına izin vermeden gidiyorlar. az mantıklı kadınlarım olunca eziyet çekip biraz öyle gidiyorlar. ben bir şey yapıyorum da mı gidiyorlar, bir şeyleri yapmadığım için mi gidiyorlar, bana pek söylemiyorlar. ben de sormuyorum.

bu akşam orhan gencebay dinledim çok. ayrılık sonrasında şarkıların daha anlamlı geldiği anlar. mesela birinde diyor, "gel veda edelim, böyle gidilmez, beraber yaşanan gün hatırına." başka zaman olsa şarkıda dikkat edeceğim o kadar enstruman var, şimdi sözlere takılıyorum. irlandalı sevgilim irlanda'ya geri döndü. vedalaşamadık bile, çok koydu. daha fazla konuşamayacağım bu konuda, özür dilerim.

çok yalnız bir döneme giriyorum.

Hiç yorum yok: