Pazar, Mart 31, 2013

elveda vespa


geçtiğimiz salı kardeşim motorunu parçaladı. bir minibüs önünde şerit değiştirmiş, süratliymiş de bizimki, yandan vurmuş. gerçekten parçaladı. fotoğrafını gördüm, içim parçalandı.

kardeşim iyi. gerçekten çok iyi, başkası olsa ölürdü. ben de böyle geniş geniş yazı yazamıyor olurdum. bilmem, belki daha çok yazardım. gerçekten bilmiyorum.

ama kolu alçıda, alçının için kaşınmakta.

alçı içi kaşınmasını iyi bilirim, kolay değil. kıyamadım alçılı hallerine, gecenin bir yarısı, fitness için kullanılan kolluklar var, buldum aldım. bir dünya da para verdim. olsun.

geldim makasla sargı bezlerini kestim. alçı bence gereksiz çünkü kırık yok, derdimiz kaslarla. kasların da ilacı bende. ve lakin o sıkı kolluğu kola geçirmek büyük eziyet. her yeri şişmiş, dokunsan dokunmasan acıyor.

dayanamadı. bence biraz direnseydi kolunu hareket ettirebilirdi. vücut çünkü, korumaya gelmez. neresi arızalıysa inadına oraya yükleneceksin. sağ ayağımda beş kırık var, biliyorum da konuşuyorum.

söktüğüm alçıyı geri taktım ben de.. bu sefer sargı bezi yerine kullandığım bir çarşaf ile.. yarım alçı zaten, atel yani. doğrusu bu hali önceki halinden daha muntazam oldu. şemal olarak da bence çok kötü değil, mavi kumaş.

insan çarşaflarının kıymetini bilmeli. bu çarşaf bize alındığında ben liseye başlamamışım, anneme sordum. hatta yırtıldığını duyunca çok şaşırdı.. çoktan yok olduğunu düşünüyormuş o çarşafın.. neden yok olsun canım, tertemiz yıkıyor kullanıyordum. şundan söz ediyorum: çarşaflar yırtılıyor!

eskiler benim için hiç eskimez. çarşaf için de böyle. hiç yadırgamam, kullanırım. gözüme çirkin görünmez. hayatıma bir kadın girmişse mesela, ve güzel bulmuşsam, ben onu hep güzel bulurum, hiç değişmez. saçı kısalırsa bir tek değişir, ama hayatımdaki hiçbir kadın buna cesaret edemez.

ağızlarını kırarım!

Hiç yorum yok: