
şimdi okur..
sakin olmak gayretiyle, yunustan bir iki dize ile başlayayım..
derman arardım derdime,
derdim bana derman imiş.
burhan sorardım aslıma,
aslım bana buran imiş.
yani.. derdimin kendisi benim dermanım, aradığım kanıt ise bizzat benim. ben, yani insan.. insan, yani tanrı.
yunus, tasavvuf denince, sevgi denince akla ilk gelen. büyük bir gönül, hoşgörü..
ama ben yunus muyum, değilim!
bana aslım burhan filan olamıyor malesef.
yani, bir şeye inanmak istiyor isem şayet, kendi kanıtlarımı kendim bulamıyorum. aslında bulabilirim, ama bulmayı filan istemiyorum!
iki seneyi buluyor, tam bilmiyorum, babamla bir gece, gene bu saatler, uzun süre konuştum. özetle baba, biliyorum seviyorsun, biliyorum ilgileniyorsun. yaptıklarını düşününce, tavrını düşününce, zaten sevmesen yapamazdın. her zaman yanımda oldun, destekledin, beni daha fazlası için de cesaretlendirdin. beni seviyorsun, bunu biliyorum. oturup yazınca, şu şu şu oldu deyince, beni sevdiğini görebiliyorum, kendimi buna inandırabiliyorum. ama ne olur, beni yorma, sevdiğini söyle. çok daha mutlu olacağım dedim.
hoşuna gitmedi, yani, hiç mi anlatamamışım diye üzüldü aslında. ben de üzgündüm. ama sonra tavrı değişti, artık daha rahatım, daha huzurluyum. konuşmuş olduğuma mutluyum.
ve sevgilim, sen. biliyorum, seviyorsun. söylüyorsun da yalan değil. biliyorum ve inanıyorum. ama bazen, bazı gecelerde, mesela şimdiki gibi gecelerde, bu inandığım şeye gerçekten inanmak için çabalıyorum. çabalarım, sorun değil. senin için yaptığım hangi şeyden pişmanlık duymuşum, neye üşenmişim. ama sevgilim, böyle akşamlarda, kısa süreli biliyorum, ben uyuyana kadar biliyorum, ama ben o arada inan yoruluyorum. dişlerimi birbirine kenetlemişim, inan çenem ağrıyor. sevgilim, uyuyamıyorum. lütfen, zorlaştırma hayatımı.
neyse okur, sana da ayıp oldu bu arada..
bugün bir arkadaşım görüştüm, askermiş. kaçışı yok gibi okur, kafama yatmaya başladı. daha düşünecek zamanım var, o arada olacak şeyler belli değil. iş meselesi bi açıklığa kavuşmasa ama sanıyorum askere gideceğim, sana da bunu söylemiş olayım. ziyaretime gelirsin yolun düşer ise, düşmez ise acelesi yok. hakkındaki fikrim değişmez.
ziyaret deyince.. bir gün ölürsem de, yapmazsın ya okur, gene de söyliyim benden çıksın, hiç kasma canazem için. yakınlardaysan, işin yoksa, bir uğra, memnun olurum. ama uzaktaysan filan siktiret, gömen biri bulunur. ailemin yanında olman, ki öldüğüm tarihte kaç kişi hayatta olur onu da bilemem tabi ki de, onların acısını filan dindirmeyecek. kendi vicdanını rahatlatmak için saçma sapan laflar edeceğine, hakikaten, bak söylüyorum, vicdanın rahat olsun, öyle gelmen gerekli gibi bir durum yok.
arkada çok şey bırakmak da istemiyorum. yani, fotoğraf mesela.. hatırlanmak için fotoğrafa ihtiyaç olmamalı bence.. dramatikleştirmekten başka da bir şeye yarayacağını sanmıyorum. senin o baktığın resimde, o senin gözüne bakan, aslında ben filan olmayacağım. acı ama okur, gerçek şu ki, o bir kağıdın üzrindeki bir boyanın oluşturduğu şekil. ben değilim. bana benziyor biliyorum, ama ben değilim, o bir kağıt.
bu huyumu okur, inan sevmiyorum. inan senden daha sinirliyim kendime. inan okur, kısa sürede tüm moralimi kaybetmiş olmayı sevmiyorum. moralsizken kırıcı olduğumu, öfkeli olduğumu da biliyorum. bu konuda da elimden geleni yapıyorum, büyüdükçe toparlayacak.
hoşçakal okur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder