Çarşamba, Nisan 29, 2009

dur şimdi, baba yorgun..

öyle okur

bu gece yorgunum, bu gece yılgınım.

korkuyorum hayatımdan, hep böyle kalacağını düşünüyorum. yanılmıyorum da, huyumu biliyorum.

sevdiğim kadın beni bırakacak gibi, hissediyorum.

çünkü okur, önceden de başka bir yazıda değindiğim üzere, artık eğlenceli değlim, neşeli değilim..

esasen okur, özel olarak eğlenceli olayım, neşeli olayım da demedim. nasıl diyeyim, bir sürü sarı boyalı oda içinde mavi boyanmış bir odaydım, ilk girince insanlar farklı geldi. halbuki hep maviydim, hep mavi kalacağım, değişmeyecek. dolayısıyla okur, tonum ne kadar güzel olursa olsun, ne kadar palak olursam olayım, aynıyım. illa bir an gelip, bu odadan çıkmayı isteyeceksin okur, sen bile.

öyle okur, bu gece yorgunum

gülemiyorum, anlatamıyorum, dinleyemiyorum.

ileride de yorgun olacağım ve yorgunluktan dolayı suçlanacağım.

neden yorulduğum ile ilgilenilmeyecek. benden istenen, istedikleri anda hazır olabilmem. olamayacağım, istenmeyeceğim.

böyle okur..

kimse gelip de, yardımcı olmayacak. çünkü, bir kere, ben yardım filan istemiyorum, bu bir. ikincisi, ve daha da önemlisi, anlattığım gibi okur, insanlara ancak bir şeyler verebilecek durumdaysan yanında olur. maddi olabilir, manevi olabilir. güldürebilirsin, ağlatabilirsin.. yeter ki karşındaki insanın bedeni, zihni senden bir şey alabileceğine inansın..

bir şey veremeyecek olduğun durumlarda ise okur..

ya bir şey verecek duruma gelmeyi öğreneceksin kendi kendine, ki tavsiye ettiğim budur..

ya da birileri için önemli olduğuna inanmaya ihtiyacı olan bir insanla karşılaşmak için dua edeceksin. o kişiyle karşılaştığında, o kendi egosunu şişirene kadar seni kullanacak, ona bağımlı bir insan olarak sen de bu arada biraz toparlanırsın..

öyle okur.. bu işin matematiği de, kimyası da, biyolojisi de öyle.

hadi bakalım.. güçlü kal, mutlu kal. kendi başına kalamazsan kimse elinden tutası değil.

Hiç yorum yok: