
nasıl bir hayat istediğime karar verdiğimi düşünüyordum.
yanılmış olabilirim!
zaten esasen bunu bir insanın bilebilmesi çok zor, en azından henüz adamakıllı bir iki senelik bir hayat tecrübesiyle... neyse, biz yazımıza dönelim.
bugün petkime gittim, şöyle bir dolaştım. anlatayım: lojmanda yaşanıyor, öğlen yemekten sonra betondan bir bahçe var orada dört tur filan yürünüyor, on senedir tanıdığın kişileri görüp görüp gülümsüyorsun. sıkıcı yani, hiç anlamlı değil.
her konuştuğum 80li bir sene söylüyor ve o seneden beri aynı fabrikada olduğundan dem vuruyor, marifetmişçesine. beki de hakikaten marifettir ve ben değer biçemiyorumdur, işbilmezliğim olsun.
aklıma öyle bir yatmadı ki, aklın almaz!
keza, ofiste uzun süreyi bırak, altı ayda daraldım rutinlikten, kalktım okula yazıldım.
bu arada bir not: okulda daha önceden on dakika filan görüştüğüm hoca adımla sanımla beni tanıyor, tez danışmanım olarak, baştan yazacağım dediğim konuda yazmamı istiyor. başka konuya geçme, bu konuda devam et, ankaradakiler de (teiaşı kastediyor) bu konuda yardıma hazırlar ve bekliyorlar filan diyor. pek seviniyorum. tez konusu meselesi karışık, bi ara onu da konuşuruz.
neyse yani, ofisteki rutin operasyon işinden de caydık böylece.
projecilik süper, proje başlasın, çalışayım bitsin, sonra da gönlümce gezeyim dedim. böylesi hayat sanki iyi gibi dedim.
peki bu fikirden neğara caydım?
dün bir buçuk saat geciken uçağı hava alanında beklerken!
birlikte gittiğim mühendis; dediğim gibi üçer dörder sene farklı projelerde farklı şehirlerde çalışmış, aynı dediğim gibi evlenmemiş, filan ve falan. ama hiç karizmatik değil! yahu, gücüne gitmesin ama, hiç de öyle özenilecek bir hayatı da yok. haftasonu annesinin yanına filan gitti.. ay ay ay çok fena.. kadınlara olan ilişkileri konusunda da ağzından dökülen: ben de zamanında biriye konuşmuştum, heveslenmiştim, sonra duydum: nişanlanmış.
hey yavrum..
dedikodu gibi duruyor da.. yani ne yapayım.. benden tecrübelisin mühendislikte eyvallah, ama işte, duruşunla tipinle konuşmanla kendine saygı duyurtmuyorsun be adam.
lan yok be..
yani hakikaten otuz yedinci yaşıma onun kıyafetleri, onun gözlükleri ve onun hayatıyla girersem sabahtan akşama kadar titanic seyrederek canıma kıyarım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder