sataşma, baba yorgun
izmir tarihinin en sıkıcı gününü yaşamış olabilirim. hiç işim olmayan bir toplantıya, sırf "kalabalık etmek" için sabahın beşinde uyanıp yollara düştüm. ayrıca, 5kırkta yataktan çıkabildiğim için o geçen kırk dakika yatakta, kalan 30dört dakika ayakta çok büyük acılar çektim.
allahın gücüne gitmesin ama (yea allah kızma len) öyle itici bir kadınla geçti ki günüm, şu anda karşıma çıkan herhangi bir kadına aşık olabilirim. şimdi, bir rapor hazırlanmış, çevreyle alakalı, yaklaşık 8yüz sayfa.. bu raporu "sözde" halka sunacağız ve halkın sorularını alacağız, cevaplarını vereceğiz. iki taraf için de yararlı bir alış veriş olması temennisiyle fakat hiçbir işe yaramayacağı bilinciyle penguen gibi dikeliyoruz. (havaalanında servisi beklediğimiz anı düşünün.) benim elimde bilgisayar çantası olmasının tek sebebi anahtarı cebimde taşımak istemiyor oluşum. anahtarı koyduğum çanta (bilgisayar çantası) anahtar için fazla büyük olduğundan, bir de bilgisayar taşımak zorunda kalmam ise düpedüz ahmaklık.
toplantıya katılanlar istanbuldan biz, izmirden de izmirdekiler. halk olarak sadece beş mahallenin muhtarı var, onlara yazının bundan sonrasında "aliağa beşlisi" diyeceğim. yazının bundan sonrasında onlardan bahsedip bahsetmeyeceğimi henüz bilmiyorum, ben yazdıkça birlikte göreceğiz.
sanıyorum o 8yüz sayfanın tamamını sığdırmaya çalıştıklarından olacak, sunum anlaşılmaz derecede kalabalık ve sıkıcıydı. üstüne tüm yazılanları okumayı sunum yapmak sanan kadının katkılarıyla pek de rahat olmayan bir koltukta uyuruyanık hallerde 1buçuk saatim ziyan oldu, gitti.
sunum sonunda aliağa beşlisi'nden biri kalkıp tek bir soru sordu (aliağa gençleri işe alınacak mı?), cevabını aldı (iyi bir tekniker veya mühendisse elbette!) ve bence bu üç dakikalık süreç günün işe yarar tek zaman dilimiydi.
günün diğer satırbaşlarına geçecek olursak benim yarınki milano yolculuğum bir sonraki haftaya ertelenmiş ve ben bunu asistan dear marco'ya mail atarken beni cc'ye (karbon kopya demektir.) koymasa yarın havaalanına gittiğimde uçağa binemeyerek öğrenecektim. canım asistan; postpone, postpone diye yazılır, postphone değil. canım müdür; benim seyahatimi ertelerken bana, hadi sormuyorsun, haber ver.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder