okur, naber?
artık haftalık mecmua oldum. ne yapalım, şartlar. çarşıdan çarşıya hal ve ahval.
okumayacaksın hiç, ama kadın, sitemim sana. yıllar sonra rüyama sadece sesinle girdin, onda da beni üzmek için konuştun konuştun da gittin. itiraftır: en çok sesini özlemişim.
ne yapayım ben de; kalkıp hücum yeleğimi giydim. silahımı aldım. parçaladım. güzelce. yağladım. temizledim.
bana iş mi yok? iki yüz civarı şarjöre üçer mermi taktım, dağıttım, topladım. enayiliğimden değil, kafam dağılsın diye, bütün gün ama bütün gün koşturdum.
kirlendim, hem de çok kirlendim. ellerim simsiyahtı, gözüme sürmüştüm gözüm yanıyordu, yaşarıyordu. yemin ederim o yaşlar senin değildi. sen alacağını fazlasıyla aldın. ben de bulduğum peçete parçasıyla gözümü sildim. yattım, nefesimi tuttum, iki yüz metre uzaktaki bir adamın elmacık kemiğini parçaladım. yaptım.
kulaklarım çınladı, çınlama hiç senin anmana benzemiyordu. hatta deneyelim şimdi de; beni ansana.
akşam bacaklarım ağrıyordu, canım sıkkındı, kavga edecek yer arıyordum. sataştım sataştım, uymadılar. ah, uysaladı.
tekrar tuttum nefesimi, koştum çıktım merdivenleri.. insan insana ihtiyaç duyar. bazen çok duyar bazen az, ama mutlaka duyar. yalnızlığıyla övünse dahi duyar.
şanslıymışım, aradığım sırada metrodaymış. yoksa kendimi tutamazdım.
hadi madem, bu şiir bu sefer sana. okusana, noktalarını virgüllerini çıkardım:
asıl büyük sarhoş benim uzaktaki
ben ki tek damla şarap içmedim
ekmeğin beyaz zeytinin siyah olduğunu biliyorum
asıl büyük sarhoş benim uzaktaki
benim kusturucu sarhoşluğum
yoksulluğum
yüzüme bakmasan da yağmura düşürsen de gözlerini
gözlerime bakmasan da ne kadar
o kadar aydınlığın gökyüzüme uzanıyor
uykularımda nefesinin sıcaklığı
o kadar
hangi akşam kapımı çalan sen değilsin
sen değil misin
gizli bir kıvılcım gibi gözbebeklerimde duran
umutsuzlandığım her akşam
senin rüzgarın almıyor mu uğultulu yorgunluğumu
yoksulluğun eşiğinde kapaklandığım zaman
ellerimden sımsıkı tutmuyor mu
senin
iyimserliğin
bu tezgahı kudumsa ben senin için kurdum
senin için dokuduğum basma ve pazen
denizin yeşilliğinden süzdüğüm balık
göğün mavisinden çaldığım kuş
senin için
felsefe okudumsa iktisat okudumsa geceyarıları
boğazım kurumuş içim bir kalabalık
sıcacık mısralar okudumsa yunus'tan
senin için okudum
geceyarıları
sen beyaz bir kadınsın
uzaktaki
gözlerin aklımdan çıkmıyor
sen beyaz bir kadınsın karanlıkları dinleyen
uzaktaki
sarmaşıkları duyuyor musun rüzgarda
yorgun başını üşümüş yastığına koyuyor musun
uyuyor musun
a. ilhan
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
haftalık mecmua -ah, ne seviyorum bu kelimeyi bilemezsin!- gibi olman, seni beklemeyi tetikliyor işte. her hafta mutlaka bir yazı gelecek senden, düzenli. hiç fena değil esasında..
a.
:)
Yorum Gönder