Pazar, Ocak 13, 2013
ne oldu?
bir şey olmadı. olmayacaktı da.
yazılarımı okuyan insanların hayatıma girmesi ya da hayatımda olanların yazılarımı okuması o kadar da hoşuma gitmiyor sanırım.
bir kere, tanışıklığın olan birine burada anlattıklarını her zaman anlatamıyorsun. anlatacağın zaman saatin ne bileyim bir filan olması gerekiyor ya da, anlatacağın vakit karşındaki dinleyecek olmuyor. yazılar bu anlamda çok yararlı. dinlemek isteyen kendini hazır hissettiğinde okuyor. ben zaten hazır hissetmesem hiç yazamam. çok tatlı bir paylaşım hali.
tanıdığım insanların yazılarımı okumasını ben istiyorum çoğu zaman. güzel olmuş mu, beğendin mi filan.. hatta okumazlarsa da bozuluyorum. yalan değil. bir şey diyorsam birileri duymalı ve bu birileri, görüşlerine değer verdiklerim arasından olmalı.
ama bazen bu kısıtlıyor. mesela aşık olduğun kadın okuyor burayı ama her okuduğundan hoşlanmayabiliyor. oysa benim o yazıyı yazdığım anda mesela aklımda başka bir kadın var, bilemiyorsun.
hayatıma giren kadınların yazılarımı takip ettiği dönemler oldu. çok salakça davrandığımı kabul etmeliyim, böyle bir kaynağı ne diye sunar bir insan.. işte. o kadının gözüne girme hevesi: aslında ben neler neler de söylerim de şimdi aklıma gelmiyor.
bir dönem direniyorsun, aklımda güzel kadınların göğüslerinden öpmek varsa, yazımda da güzel kadınların göğüslerinden öpmek pekala olabilir diye de bir tezin var. yazmasam ben onu güzel kadınların göğüslerinden öpmeyi istememiş mi olacağım, kimden neyi saklıyoruz filan.. hatta sen de güzel bir kadınsın ve bu göğüsler hala seninkiler de olabilir diyorsun. çimdiriyor.
değer mi peki.. yani mutlu olsun istediğin kadının kırılacağını bile isteye o bir kaç kelimeyi yazmak iyi bir fikir mi.. yazmasam prensiplerime karşı boynum bükük, yazsam aşık olduğum kadına.. sonra hevesim kaçıyor, yazı da yazmıyorum. böylece o gün gördüğüm çok güzel bir kadının saçları hiçbir kelimemde yer almıyor, unutulup gidiyor.
bir saç için unutulmaktan daha acı ne olabilir?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder