Çarşamba, Ocak 09, 2013

uyku halim



geçen telefonumu bozdum. allahım. babam telefon almış, akıllı, bir iki uygulama yükle şuna dedi verdi elime. sesli asistan yükledim mesela, benzinlik diyorsun opet var bizim eve yakın hemen biliyor. neşeli günler. internetten konuşmak için de viber yükledim. viber'i de irlandalı sevgilim söylediydi, kol gibi kol gibi ödemeyeyim diye faturaları. neyse, babamın telefonu hallettim, özendim kendiminkine de şu viber'i yükleyeyim dedim.

benimkisi de akıllı ama az akıllı. ilk akıllılardan. yani bilge. yaşına hürmeten saygı gösteriyorsun, öğüdüne he diyorsun, bildiğini okuyorsun. gözüm yok başkasında, yetiyor. neyse efendim, benim bilge telefonum tabii böyle bir yeniliği kaldırmadı ve bozuldu. masaüstü dediğimiz yer var ya bilgisayarlarda, benim orası doluydu, yeni simge oluşturmaya çalışırken sanırım bi tane de widget olunca, işler karışmış. açılmıyor. açılıyor, sarsılarak hata veriyor. pisliğin teki.

masaüstüne ilişmezsen sorun yok, fakat nasıl olacak.. zamanında spam mailleri zaten yeterince iyi ayıklayan gmail'e oturdum özendim filtreler düzenledim, sadece çok çok önemli bir haber gelirse gösteriyor. bankalar, mağazalar, bilimum reklamat ya klasörlere gönderiliyor, ya okundu işaretleniyor, ya da tertemizce siliniyor.

elimde telefon beklemeğe koyuldum. bir spam, nasıl aştıysa o kadar barikatı aştı geldi de reply deyip oraya irlandalı sevgilimin mailini yazdım, gönderdim. telefonum bozuldu, beni merak etmeyin. siz bu maili okuduğunuz sırada ben çok uzakta olacağım. tekirdağ'da. do you know tekirdağ? the diamond on the pearl necklace of the marmara. it's a very beautiful city. it's famous with raki, meatball and wine. the population is around one million. metropolitan municipality. yes. very nice.

cevap yazarsa okuyabiliyorsun maili, yanıtlayabiliyorsun, sonra işte yenisi gelene kadar. bu da bir süreç. neyse, araştırmış etmiş bana bir link verdi, tıkladım ve bir şeyler yüklendi filan, telefonum düzeldi. çok şaşırdım lan. hiç de geek filan değil hani. aklım çıktı. tanıdığım insanları bu şekilde bir uzaktan müdahalede bulunabilecekleri inancıma göre sıralasam kaçıncı gelir bilmiyorum. çünkü kaç kişiyi tanıdığımı bilmiyorum. siz biliyor musunuz? mesela adını bildiğin mi tanıdık, kokusunu bildiğin mi? gerçi ben kokusunu illa bilirim biriyle yüz yüze tanışmışsam, koku mühim.

şaka lan. nerden bileyim kokuyu.

bu yazıyı da iş bilgisayarımdan yazıyorum. hayvan gibi bir bilgisayar. kocaman. inç ile ölçülecek gibi değil. güya çalışacak işlerim var diye eve getirdim, istanbul bu aralar karlı kıyametli, geçe kalmayayım dedim. zaten huyum değildir. ulan, bak kızdım, benim ufacık bilgisayarım var, aynı işi ikisi de yapıyor. hadi ekranı büyüttün anlıyorum, ikiye üçe katlayacak değilsin (yapan var, ama senden bunu beklemiyorum) ama ağırlığını neden bu kadar arttırıyorsun. ekran olmayan yerlerin ağırlığı pekala aynı kalabilir. haa, pil de büyüyecek ekran büyüyünce. doğru. pardon.

iş bilgisayarını eve getirmemin sebebi biraz da suçluluk. dün hayvan gibi yorgun ve hastalığımın en ağır evresindeydim. hastalığım soğuk algınlığı. ciddi. eve sekiz gibi geldim, uzandım, uyandığım sabah sekiz yirmi. sekiz buçukta başlayan gerzek bir mesai, aslında çok bayır olmamasına rağmen kar yağdığında taksicilerin hiç boş geçmek istemedikleri bir bayırdaki ev. allahım, emirhan caddesi lan beşiktaş'ta, sanki dağ başı. işe geç kaldım yani. bu.

bir de yarın filan çok çalışamayacağım. sonraki gün kısmetse son finalim. yani aa alırsam son finalim olacak. kardeşiniz öyle bir not ortalaması tutturdu ki, son finalden çakarsa yüksek lisans bitiyor, çakamazsa da bitmiyor. basit. garantici diyorlar bir de bana. peh.

hah, ne diyordum, bugün sözünü verdiğim konu: uyku halim. irlandalı sevgilim benim için onun uyku problemi var diyesiymiş. buradan tüm bu iddialara cevap veriyorum, benim uyku problemim yok. benim uyumam gereken uykunun bir formülü var.

Ud[sa]=H[sa]+R[sa.K]/(T[K]-J[K])

Burada
Ud: İhtiyacım olan uyku
H: Baz saat

eaah.

hepinizin gözlerinden öpüyorum.

Hiç yorum yok: