okur, merhaba.
bana bir şeyler anlat, canım çok sıkılıyor.
en sevimli ve iyi halli hallerimle kendimi yargılıyorum, kendime layık gördüğüm cezayı infaza cesaretimin yetmediğini utanarak görüyorum. çok zor.
erkek olduğumu hissettiğim günden beri kadınsız hayalim olmadı. sevgilim olmadığı dönemler ya birlikte olmayı düşlediğim kadınlar vardı ya da ayrılık ardından özlediğim bir kadın.
kaç kadınım oldu bilmiyorum. böyle şeyleri bilmek için liste yapmak gerekir ve bu bence çok ayıptır. hem, benim olduğunu düşündüğüm kadınların böyle düşünmüyor olma ihtimalini de göz ardı edemeyiz. neyse, demek istediğim, ilk yalnız kalışım değil.
siz benim neden kaçtığımı nereden bileceksiniz?
herkesin hayatına bir çok kişi giriyor veya girmiyor.
unutamadığı birisi muhakkak oluyor. benimki yirmili yaşlarımın başında kaşılaştığım, muhtemelen hayat boyu dudaklarını unuymayacağım bir kadın. bilmiyorum, aklımda nelerin kalacağını ben seçemiyorum.
hayatında tutmuş olması gereken birisi muhakkak oluyor. benimki odtü yıllarımdan. beni bir kere bile kırmadı. beni bu güne kadar en saf biçimde o sevdi.
elini tutacak biri mutlaka oluyor. benimki yıllardır gözümün içine bakıyor, hiç vazgeçmedi. hep olması gereken mesafede, hiç rahatsızlık vermedi. ihtiyacım olduğunda söyletmeden hiç, gelip elimden tutacak. biliyorum. dizine yatıp ağlayabilirim, kimselere söylemez. bir kadın beni sevse en çok o sevinir.
en yakın arkadaşı mutlaka oluyor. kaybetmiş olmanın yükünü omuzlarında ömür boyu taşıyacağınız kadından söz ediyorum. benimki, o güne kadar gördüğüm en cefakar kadındı. mazlumun derdiyle yanmayı ben onda gördüm. var olmuş tüm canlılara ve var olmuş tüm cansızlara saygıyı ben onda gördüm. düşünmeyi ondan öğrendim. saçları benimdi, giderken aldı gitti. çok güzellerdi. bilmelisiniz ki tüm sözlerim, tüm fikirlerim onun yaktığı alev ile aydınlanmaktadır. benim sözlerimi severken aslında onu seviyorsunuz.
hiç bekleme belki gelmem, gelemem senelerce.
takım elbiseyi, gömleği, pantolonu, kemeri, ayakkabıyı, hele o ceketi, hiç sevmiyorum. postal ve parkayı seviyorum. kesilmemiş sakallarımı seviyorum. üzerimde eski bir tişört, altımda kot seviyorum. gülümsemekten hoşlanmıyorum ve zaten beceremiyorum. tanımayanlar gördüklerinde mizacımı sert buluyor, bundan memnun oluyorum. güleceğim anları, güleceğim kişilere saklıyorum.
otuz beş sene geç doğmuşum. dokuz yüz elli doğumlu olmalıydım. yetmiş yedi mayısında tam yirmi yedi yaşımda olmalıydım mesela. şimdiki gibi süt çocuğu hallerini o günüme yakıştıramıyorum. sanırım gene odtülü olurdum, sırtımda da parka.. elime silah almazdım, sanmıyorum, emin de olamıyorum. gene iyi mühendis olurdum ama. vallahi de olurdum. belki dire straits ilk albümünü yaptığında ingiltere'de olurdum. bir motosikletim olurdu, hala onu anlatırdım.
köşe başları tutulmuş, üstelik yağmur yağmada.
hepinizi gözlerinden öpüyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder