rizedeyim. sabah, trabzondaydım. merhaba.
enerji ile alakalı birbirinden sıkıcı konferansların biri için yola koyuldum. sabah dörttü, uyandım. yaptığım hesaplara göre altı uçağına yetişmem kolay olacaktı. yataktan tam kırk beş dakika çıkamadım. hayır, alarm ertelemekten bahsetmiyorum. uyanığım, kucağımda bilgisayar açık, kapatıp yataktan çıkamadım. bundan bahsediyorum. uçağı kaçırmamak için taksicinin ve sürdüğü otomobilin tüm maharetlerini kullandık diyebilirim.
ankaraya giden uçağın bile manzarası saçmasapan. trabzona uçarken uçaklar öyle güzel yerlerden geçiyor ki, inanamazsınız. hele ki yarı bilinçli halden bir sıçramayla bilinçli hale geçmiş biriyseniz.
kucağımda, uçaktayken, etgar keret kitaplarımdan biri vardı: nimrod çıldırışları. sanırım motosiklet kazasında ölmezsem, böyle yazarları kıskanmaktan öleceğim. çok fazla iyi.
bugün, başka bir şirkette çalışan bir kadına çok mutsuzum dedim. bu güne kadar hep hanım olarak seslendiğim kadına, yalnız kaldığımız bir anda adıyla seslendim. bu insanlarla bir arada olamıyorum dedim, uyuşmuyoruz dedim, her günüm ayrı eziyet ile geçiyor dedim.
aslında insan başka bir şirkette çalışan birine kendi şirketiyle alakalı kötü söz söylememeli, ama mecbur kaldım. tüm bu direnişler, tüm bu canımızı sıkan haller ve etrafımdaki başbakanı savunan insanlar. üzüldü, sabırlı olmamı, onlara uymamamı öğütledi, filan. (konuştuk, bir şeyler söyledi. beklediğim sözler bunlar değil. leman sam ne güzel kadın.) kadına gelince, dört senedir tanışıklığımız olmasına rağmen zaten fazla resmiydik, iyi oldu.
şimdi rizede bir oteldeyim. uykum var. bu gece dışarıda olmayı çok anlamlı bulmadım. yarın gezerim biraz. hes ziyaretine gideceğim, o hani bildiğimiz ve karşı olduğumuz hes'ler..
berbat günler geçiriyorum.
çok güzel olanlarınızın gözlerinden samimiyetle öperim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder