gözlerin yanıyorsa uykuya yatmalısın.
ben öyle yaptım. rüyamda çok fazla yer gezdim. büyük, dev gibi sütunların tepesinde filan.. sözde trabzondaymış. dostum, size garanti edebilirim ki trabzon'da o kadar büyük bir düz alan yok. öyle bir şehir, dünyanın hiçbir döneminde kurulmamıştır. çok güzeldi.
hissedilen süre olarak rüyanın yarıdan fazlası otelden ayrılmayla geçti lakin. bir türlü toparlanamadım. pansiyon gibi bir yer miymiş neymiş, giderken yanımızda çamaşır makinesi filan bile.. çılgınca. motora çamaşır makinesiyle mini buz dolabını yükleyemeyeceğim çok belli ama, bir şekilde de gelmişler. uğraştırdı yani anlayacağınız.
yanımda elbette irlandalı eski sevgilim vardı rüya boyunca. anlaşılan, uzun bir süre de olacak gibi. nereye gitsem götürüyorum. şimdi arasam belki telefonu açmaz, rüyamda arayınca hemen kabul ediyor. bu da hoşuma gidiyor.
ben biraz akranlarımdan farklıyım. benim için eğlence televizyonda, bilgisayarda değil. rüyalarımda. bu yüzden uykuyu seviyorum.
şimdi, tekrar uyumak zamanıdır.
en mahmur hislerimle, gözlerinizden öpüyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder