okur, merhaba.
az önce parmak uçlarım klavyede olduğu halde avcumun içine konan bir sineği tutup pencereden dışarı bıraktım. bu zorunlu aranın ardından yazıma dönüyorum.
tekrar merhaba.
bu akşam sana, sanki etrafım kadınlarla doluymuş da ben birini seçmek zorundaymışım gibi, bir kadını neden sevebileceğim üzerine birkaç söz söyleyeceğim. çünkü eminim çok ama çok merak ediyorsun.
yazılarımı eskiden beri okuyanların en iyi bildiği yerden başlayalım: ince belli ve uzun saçlı. bir kadının kısa saçlı olması fikrinden eskiden beri hazzetmem. bir kere saç dokunması, koklaması, seyretmesi en güzel şey. sonracığıma, yakışmama ihtimali neredeyse yok. her kadına her saç tipi gitmez ama, uzun saç illa gider.. ayrıca saç çok kullanışlı. muhtelif. ince bel zaten dokunması, koklaması, seyretmesi en güzel ikinci şey ve birinciyle yarışır. bu kadar bariz bir gerçeklik üzerine çok fazla konuşmayı yersiz buluyorum.
fiziksel özellikleri anlatmakla başlamamın bir sebebi daha var, ilk önce baktığım şey olmaları. bir kadın heyecanları, düşünceleri ve bedeni ile bölünmez bir bütündür ve bu üçünün birden hoşuma gitmediği durumlarda tek gecelik ilişkiden fazlasını yaşamak hatadır. bedeninin hoşuma gitmediği hallerde tek gecelik bir ilişki bile hatadır.
neyse, diyeceğim, bu üç yönün biri eksik olsa madem (sacayağı dememek için kendimi zor tutuyorum) o kadınla birlikte olmamam gerekli, en kolay ve yüz metreden (gözlükle) sonuca varabileceğim şey kadının bedeni hakkındaki kanaatim.
düşünceleri konusuna en son geleceğim, şimdi kadının heyecanlarını söylemeli.. bir kadın heyecanlanmalı. gülünce mesela çok gülmeli. lezzetli bir yemek yerken belli belirsiz gerdan kıran kadın biliyorum keyiften. bir şey canını sıkınca saatlerce ağlamak neden kötü olsun? kızınca cinayet işleme potansiyeli ne iyi şey değil mi? öyle elbet, ben de bu yüzden işte..
evde oturuyoruz diyelim.. ben evde oturmayı severim. ben çok sıkıcı biriyim lan. neyse. durduk yere, yahut benim talebim üzerine bir şarkı söylese sakince.. rakı içerken karşılıklı mırıldansa.. yahut daha iyisi şakısa! daha güzel bir haz bilmiyorum. ben tüm yorgunluğunu hümeyra, leman sam, kısmen nazan öncel, az biraz birsen tezer dinleyerek atan bir insanım. şarkı söyleyen kadınlara düşkünlüğüme şaşmamalı.
şimdi geldik düşünce faslına. burası önemli. bir kadını özlersem ben bu yüzden özlüyorum. sözleri, fikirleri, dünya görüşü, vicdanı, kitapları, filmleri, resimleri.. bunlar hep özleniyor. kadın konuştukça ondan bir şeyler öğrenmek ne iyi, hatta kıskanmak, bir yandan hayran olmak ne iyi.. çiçeklerin adını bilsin, istanbul'un tarihi binalarını bilsin, sol örgütleri bilsin, tasavvuf bilsin, keman çalmayı bilsin.. bir şeyler bilsin yani ve çok bilsin. ne yapacağımı bilsin. benim aklım yetmediğinde aklım olsun, bana söylesin.
bir hiçkimsenin işine hiçbir yerde yaramayacak yazının daha sonuna böylece ansızın gelmiş bulunmaktayız. dikkatim dağıldığı için devam edemeyeceğim.
masaj konusuna değinmemişim. yüzyüzeyken konuşuruz.
hepinizin gözlerinden en sersem hislerimle öpüyorum.
***
yazıyı imla kontrolü amacıyla tekrar okudum. bu arada aklıma bir şarkı geldi, paylaşayım: korkirem. hümeyra diyince aklımıza hep aynı şarkılar geliyor, değişiklik olsun.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder