Salı, Eylül 15, 2009

hide vs. keep



okur naber?

işten atılmadan önce dedim ki bari iyice bi bahane vereyim beni atsınlar diye. inan ki çok saçma, tazminat için pek hak kazanamamışken kendini attırmak sadece işsiz kalmaya yarar..

neyse okur, verdikleri para ile benim atılmam veya var olmam şirket için bişey değiştirmeyeceğinden hiç sanmıyorum böyle bir şeyin yakında başıma geleceğini..

okur, şimdi ingilizce başlık mefhumu ile karşılaştın, şaşırdın, sebebini merak ettin.

izah ediyim hemen.

saklamak şeklinde kullandığımız fiil, kabaca ingilizceye (veya başka bir dile de) bu bir kaç anlamıyla çevrilebilmekte.. denmekte ki, saklamak eğer keep ise, onu elinde tutmak, atmamak. yani, o sana verdiğim kaşkolu hala saklıyor musun? veyahut, saklamak, yani bulunmasın diye bir yerlere gizlemek, orada da denebilir ki kaşkolunu sakladım bakalım arasın da bulsun kolaysa (onun kaşkolu) (kaşkol?)

şimdi olayın bu kızmını da izah ettikten sonra, buraya nereden geldiğim, zihnimin dolambaçlı (ahah kıvrım bile yok, dümdüzdür esasen) yollarında izlediğim seyahati izah faslı.

arkadaş, bana verdiğiniz hediyeleri, anıları, sözleri, gözleri ve güzel kokuları, ben kendi istediğim zihnimin ta en güzel yeridne saklamayı tercih edebilirim. işte bu tam anlamıyla keeptir. hem de, öyle güzel saklarım ki, toz bile kondurmam, çıkarır çıkarır bakarım, temizlerim, ilgi içinde bırakırım.

ama benden saklamamı bekeldiğiniz bir şey, ya da en azından saklamamı umduğunuz bir şey için, çok büyük bir ilgi alaka beklemeyin. zaten hayatımda yer etmeyecek şeyleri, hatrınız için çöpe atmam, fakat onu da elime dolaşmayacak, taşınmadan taşınmaya görebileceğim evin en ellenmeyen köşelerine atarım. işte eğer ki böyle saklamamı istemiyorsanız, beni tanımadan hediye almayınız. dikkat buyrunuz, beni tanıyanlar hediye almazlar.

benzer şekilde, benden aldığınız anıları da, saklıyorum diyip de açıp bakmıyorsanız saklamayınız daha iyi, ağırlığına yazık. umursadığım kişiler için binlerce kalabalığın arasında gereksiz bir ayrıntı olacak hiçbir yerde izim kalsın istemem. kaldığım yerde tek başıma ve değerli olacak isem, memnun olurum orada durmaktan.

bildiğim bir gerçek vardır ki, kimse için öyle çok özel çok farklı bir yer teşkil etmiş değilim. edecek gibi de görünmemekteyim. bu sebepten benle ilişkili anılarınızı, benden kalan eşyaları, notları, yazıları ve türlü emtiayı, benim anıma duyduğunuz saygı kapsamında değerlendirerek saklamayınız, benim anımı benim sevmediğim bir şekilde korumak kendi içinde çelişir bir durumdur.

yani diyeceğim.. şöyle uzaktan bakınca aha! denilip ayırdına varılamıyorsa, bir yığın kalabalığın içindeyse, olmayıversin arkadaş.

sana hemen seçilecek bir anı verememişsem buradaki sorumluluk elbette benim. sana olan öfkem, hem böyle değerli bir şey vermemeişim, hem de acıyıp, olacağının en iyisi bu deyip, saklamşsın, bir güzel sıvamışsın. olmaz.

Hiç yorum yok: