
arkadaş,
bazı insanların tipine bakınca edindiğim fikirlerin ilerleyen günlerde şaşması durumunu bir yaşasam, önyargısız yaşamın gereklerine inanacağım..
ama olmuyor.. ne diyorsam çıkıyor. ağzını burnunu ve çenesini beğenmediğim hiçkimseyi tanıdıkta nsorna da sevmedim. bu şekilde ön elemeye tabi tutup da yok saydığım kişilerden de, tanısam bile hoşlanacağımı düşünmüyorum. belki binde bazı (selam olsun sana abdinin arkadaşının babası!)
bu arada, abdi üniversitede hazırlıkta ilk tenefüs ilk tanıştığım kişidir. şimdi evimde eşinin annesinin abdinin eşine gönderdiği bir paket duruyor, daha almadılar. hesap et sen samimiyeti. abdinin eşi dersen, ki adı hülya, iki-üç yaşımdan beri hayatımda herhalde.
neyse okur,
al işte geçen kıl olduğum tip. bugün bir daha kıl oldum.. sosyal yetenekleri gelişmediği gibi, itici bir yönelimi var kendisinin, usül erkan bilmiyor ve öğrenmesi olası değil. yani, bir miktar yontulmuş ama yanlış yontulmuş kişiler olur ya.. böyle nası diyim, sadece mecburiyetten muhatap olan.. yani, sırf iş dörecek kadar yontulmuş.. ama bakınca da pek emek sarfedilmemiş.. sarfedilmeyiş sebebi ise odunun buna değmeyeceği.. evrimde benden altmış yetmiş nesil kadar geride olduğuna inanıyorum. onun ailesi nesiller boyu hep uzun yaşamış ve tam ölmeden önce üremişler.
bu arada ağzıma sirke tadı geldi çok ilginç, tek yediğim şey bir parça çikolataydı sabah.. canım salata istiyor sanıyorum bazen.
eah, kıl oldumdu ama habib geldi az muhabbet ile neşem de fena değil. hala bekliyorum, beklemeyi sevmiyorum. beni pek dinlemiyorlar çünkü işi bilmiyorum. ama bişey önerdim bak, dediydi dersin, ona uymazlarsa 2010da çok temiz zarar edecekler.
aklıma takılan şarkı olarak, gökselin son albümde söylediği (bunu galiba önceden de başka bir yerde demiştim o albüm güzel, ve öncekileri merak ettirir seviyede diye) inanmam isimli şarkı, ki eski kaydı da vardır ajda pekkan'dan, hah.. lafı da dağıttım.. diyeceğim şuydu ki, ıslığımda inanmam var.
retroluğa bayım bayım bayılıyorum. kendimi yaşlı gibi hissediyorum. kepek problemim başedilemez seviyelere ulaştı, medikal şampuanlara dadanıyorum. özetle okur, standart bir insan hayatı yaşıyorum.
bu arada, müzik azlığından öldüm ölücem. mp3playerımın şarj kablosu türkerin evinde göktanrıya karıştı. toprak verdi, toprak aldı. evde sakin kafalı çok zaman geçiremiyorum ve müzik dinleyemiyorum. kulağım pıt diyecek düşecek diye korkuyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder