Cuma, Mayıs 14, 2010

metroland

sınava çalışmamış olmanın hafifliği pek hoş oluyor. finale çalışmayacak olmanın bilinci de. bırakmazlar, bıraksalar da, sikime kadar rahatlığı kim bilir nereden geliyor..

- ee abi, sonra ne oldu?
- eheh, duman mıydı o?
- oha, kurban.
- ay, dilim sürçtü. kurban.


erken kalkmak hoşuma gitti. porno seyretmemek de güzel. bir iki adım sonrasında meyve yemeye başlayacağım sanırım. dağınıklığımın tarihini masada atılı uykusuzlardan anlayabiliyorum, üç hafta olmuş. onları düzenle eski yerine kaldırdım, bundan sonra uykusuz sayısı + 3 olarak hesap etmeli, notumu adım.

ortada görünmeyince kimse seni görmüyor ya hani, bu bence güzel bir şey. ilişilmek istediğimde ilişlirim ben, o vakte kadar da evimde takılıyorum.

televizyona verdiğim para ile seyretme süremi oranlıyorum, hala sinemadan daha pahalı. en azından çay bahçesinde oturma maliyetine geri çekene kadar televizyon seyretmeyi düşünüyorum.

- sinema nasıl bir yer?
- gitiğinde görürsün.
- ne göreceğim?
- aferin akıllısın.
- eheh
- ama cevap vermeye çok üşeniyorum


alelade konular ilginç geldiği vakitler çok mutlu olduğum vakitler. örneğin gün içinde iş yerindeyken çok mutlu olabiliyorum, çünkü dediğim hiçbir şeyi umursamıyorlar, ben de istediğim diyorum.

onlar gülüp geçiyor, ben onlara gülüyorum.

Hiç yorum yok: