Pazar, Mayıs 30, 2010

gece içi telefonu - anılar yoğunluğu

sarışınlığı, göğüslerinin biçimi, kalçası, karnı, sarışınlığı, saçlarının kıvırcığı, gözlerinin rengi, benleri, tane tane bütün benleri ile sınırsız bir güzelliği vardı. ona olan hayranlığım, arzum, isteğim de hiç bir zaman az olmadı. bir gün, bir asansörden inerken çok fena yalnız kalmıştık, iniş sırasında geçtiğimiz dört kat beni göğe doğru dört bin kat kadar yükseltmişti. az önce, ben şaşkınlıkla evin içinde dolaşmaya başlamadan önce, tam da biraz önce, gelen telefonla uykumu bölmeseydi, şu an daha anlamlı bir rüya görüyor olmayacaktım. uykumun bölünmesine hiç bir zaman öyle çok büyük bir öfke göstermemişimdir, bu seferkine memnun bile oldum. hatırladığım o kadar az anının bu kadar yoğun olması ise, onun ve benim, ve arkadaşlığımızın, ve aşkımızın, ve hiç olmayan ilişkimizin, ve ilişkisizlik içindeki aşkımızın işareti gibi geliyor. anımız azmış, ne gam, ben onu kaç kere düşledim, ben onunla hayalimde kaç kere seviştim, bir tek ben biliyorum. o bunları biliyor olamaz, ama bundan kaynaklı olarak yaşadığı hissi de tanımıyor olamaz. bu gece, 30 mayıs 2010 gecesinin saat 3ü 10 geçesi, o, hayalimde hep bir köşede varlığnı, kalbimde hep bir kıyıda varlığını, ömrümde bıraktığı izi tescillemiş, "bir yere gitmem, gitmiş gibi olsam da gitmem" demiştir. çok iyi demiştir. ben gidip tekrar yatıyorum, uyuyabilirim, uyumayabilirim, buna gece karar verecek.

Hiç yorum yok: