okur,çok vakit oldu yazmadım, farkındayım.
yazacağım şeyler çoktu fakat parça parçaydılar, toparlayamadım. şimdi de toparlayacak gibi değilim, bilmiyorum. deneyeceğim ama, sen buna emin olmalısın.
sağlıklı yaşamak uğruna gittim yulaflı sabun aldım. sanıyorum bu sağlık işini çok yanlış anladım. yulaftan gelecekse bile sağlık, bu biçimde geliyor olmamalı. ayrıca selamet, en azından sağlık kadar.
-burada çiğdemle konuşmak istiyorum biraz-çiğdem, seni özlüyorum. artık gelmiyorsun, evime senin için maden suyu alacaktım, ben nasıl olsa gelmez yakında diye geciktirdikçe geciktirdim, sen de alper maden suyu almamış diye gelmedikçe gelmedin. bunu buraya şunun için yazıyorum: mousepad olarak kullandığım sayfa dolu ve yırttım, onun üzerindeki çiğdeme maden suyu alınsın yazısı atılmış olmasın istedim. gelmelisin.
-çiğdemle konuşmam bitti, yazıma geri dönüyorum-
#tane tane dökülen yulaflardan bağımsız olarak# duş alırken, banyomun kokusunda iyiye doğru bir değişiklik oldu. doğal olamayacak bir durum bu, doğal sandığım şeyin bu hali beni üzdü. bak, gene benim için iyi olan bir şey bana kötü hisler verdi.

hayatın shuffle hali hoşuma gidiyor. şarkıyı mesela rastgele seçiyor.
bir bilgisayar aslında çok saçma, rastgele hiçbir şey seçemiyor. yani, zaten bir şeyin rastgele olması o kadar saçma geliyor ki, bu saçmalığın içinde normalleştirmemiz çok başka oluyor. (bana ne demek istediğimi anladığına dair yemin edemezsin.) küçük bir çocuğun küçük olduğunu normal sanması gibi, önceki yazılarımda bahsetmiştim. verdiğimiz bir kararı rastgele verdiğimize inanmak yani, ya da karşımıza bir insanın hakikaten rastgele çıkması hali.. ben bunu anlamsız buluyorum.
yazamıyorum, görselleri serpiştirip gideceğim. bu gece dilim de parmaklarım da tutuk, heyecanlanmıyorum.
hayır, seninle alakası yok.

ayrıca, neden sen? çünkü, birisi olacaktı, onun için sen. belki en rastgele şey budur.
kadınlardan kendime bir kadın seçemiyorum, bu beni üzüyor.
-bu arada resimler serpiştirilmiş idi ve imla kontrol edilmiş idi. yani şu dediklerim hiç hesapta yoktu.-
bir sürü çok güzel kadın var, huyuyla, suyuyla, dudağının tadıyla. bu kadar çok çok güzel kadın arasından bir tane çok güzel kadın seçemiyorum.
twitterda yazmıştım:
iskelede bir sürü çok güzel kadın var ama hiç en güzel kadın yok. (o sırada iskeledeydim)
bence bunun üzerine düşünmelisiniz.
şunu da demiştim:
her kadının içinde çıplak bir kadın var lan?!
bunun üzerine de ben düşünmeliyim.
çıplak kadınları düşünmek hoşuma gidiyor. göğüsleri, küçük mesela, su damlası gibi, avcuma göre, ve sıcak mesela. ben bunu çok hoş buluyorum. dokunmak, hayret etmek, şaşırmak. nasıl bu kadar güzel olunabilir, anlamamak.
kadınları çok güzel buluyorum.
bu arada, demin msni açtın (allahım, edebiyata msn, cep telefonu gibi söz ve söz grupları girmemeli. benim yaptığım edebiyat değildir, o ayrı) ve söylemeden edemeyeceğim: sen, ve senin konumunda bir sürü insan benim artık arkadaşım filan değildir. sizi çok sevdim, çok değer verdim, ama geçti. çünkü siz beni çok yalnız bıraktınız.
ben de sizi artık özlemiyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder