Pazar, Şubat 13, 2011

marmara etrafında tam bir tur

aslında yazının başlığı "tour de marmaraartıkfransızcdanedemekse" olacaktı. olamadı, çünkü internetteki bir iki tane sözlükte marmara kelimesini bulamadım. dallama fransızlar!

neyse, biz konumuza dönelim.

teyzeoğlunun yaptığı o şahane yol planı yüzünden perşembeyi cumaya bağlayan gece boyunca araba sürmek zorunda kaldığımdan bahsetmiştim. siz buna şaşırmış olabilirsiniz ama ben hiç şaşırmadım. daha onun aklına uyup da sonuçtan memnun olduğum bir iş olmadı. olmuyorsa olmadığındandır. üstüne gitmiyorum.

oturduk akşam, biraz hoşbeş, ardından babam kızı istedi. hemen de verdiler, enayiler. ben olsam şöyle derdim, diye başlayan fikirler sen al yürü, gece de uyuyamamak eklenince.. sanıyorum yirmi evden kız isteyecek kadar konuşma tasarladım. kiminde söze bir anekdotla başlıyorum, kiminde lafı pek uzatmıyorum. bir bu kadar da nişan sırasında yapılacak konuşma var.

otuz sene sonra kalkıp da güzel bir konuşma yapacaksam evvelki gecenin etkisi büyük olacak. konuşmak bizim ailenin merakı, seviyoruz. (cv'de hobileri yerine merakları yazsam?) mesela dedem de çok konuşuyor. allahım, dedem çok konuşuyor. kız vermenin zorluğu filan lafarı sırasında "bu kafa beş yumruk yedi" dedi, çünkü tam beş kız verdi. bu lafı hoşuma gitti. hay gitmeseydi!

sonra dedemi de aldık tekirdağ'a geldik. (tekirdağdan istanbula gelmemle marmara etrafındaki tam tur tamamlanmış oldu, anlamışsındır.) bütün yol boyunca konuştu. sabah uyandım, kahvaltı masasında konuşuyordu. bütün kahvaltı boyunca konuştu. hep konuşacak gibi duruyor. güzel laflar çıkıyor, ama allahım, dedem çok konuşuyor.

sizlere kötü bir haberim var, dedemin ne kadar cins huyu varsa aynısı bende bulunuyor. korkarım, bu sebepten benim asla dede olmamam gerekiyor.

Hiç yorum yok: