her sabah dükkana giderken saatin ona yaklaştığını fark edip "akşam biraz geç çıkayım da, maaşımı hak etmiş olayım." diye düşünsem de, saat beşi geçtiği an bilgisayarı kapatıyorum. altıyı zor ediyorum. ne yapalım, kuzenin dediği gibi, -o buna 4o kuralı diyor- olursa olur, olmazsa olmaz.
gözüm saatte, (barselona'dan almıştım bu saati, iyi hatırlıyorum) 17ellibeş görmek ümidindeyim, gördüğüm an vın turizm. öğlen yemek yememiş olmak akşamları çok acıktırıyor sanırım, aklımda yemekten başka bir şey yok. karnım açken engel tanımıyorum.
hızla ulaştığım metroda azami gayret gösteriyorum ki, hiç bir yere dokunmayayım. insanları sevmediğim gibi insan sıcaklığını da sevmiyorum. kapacağım mikroplar da caba. hasta bir yalnız olmak ne kadar acı!
taksim durağına geldiğimde (terminal station) açık havaya kavuşmak isteğim doruğa ulaşmış. koşar adım merdivenleri tırmanıyorum. engelli asansörünün önünden geçerken birisi neden asansöre binmediğimi sorsa da "gasptır!" diye çıkışsam istiyorum, kimse sormuyor.
geçen yirmi dakikanın ardından, yediğim yoğurtlu makarnanın doygunluğuyla istiklal caddesinde yürümeye koyuluyorum. bu caddede tanıdığım insanlarla karşılaşıyorum, hoşuma gidiyor. karşılaşmak istemediğim bir kişi var, en çok onunla karşılaşırsam ne yapacağımı merak ediyorum. başımı ne yana çevireceğimi filan düşünüyorum. beyin bedava nasıl olsa.
yürüyüşüm pek uzamadan istiklal kitabevine giriyorum. bir cd (özlem tekin - bana bişey olmaz) ve iki kitap (ferhan şensoy - karagöz ile boşverinbeni ve murat menteş - korkma ben varım) satın alıyorum. cd gecenin nazar boncuğu. aldığım şeylerden birisini daha az beğeneceğim ve garantili az beğenilecek olarak cdyi görüyorum. üzgünüm özlem. kitapların çok iyi çıkması için buna mecburdum.
ferhan şensoy'un kitabından emin değilim, ama murat menteş'inkini eminim arkadaşlarımda bulabilirdim. az arkadaşım olmasına rağmen! illa orijinali kitaplığımda olacak diye kitabevinden altmış lira filan hafiflemiş olarak çıkıyorum.
dünden yarım bıraktığım şarabı bitirirken, ilk okuyacağım kitabı "o piti piti" ile mi yoksa "enene menene" ile mi seçeceğim konusunda bir düşünme alıyor. az önce de dediğim gibi, nasıl olsa beyin bedava.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder