Pazar, Mayıs 17, 2009

zihinsel toplu birikintilerin döküntüsü (tırt blog başlığı)



iltifat eylesem sus der istemez
şiirler söylesem kes der istemez
isyankar olurum ister istemez
canımdan usanır bezer dururum


okur naber...

bugün bak, farkettiğin gibi az biraz arabesqué bir giriş yaptık lafa..

kasti değil, shuffle buldu geldi şarkıyı, sözler de bi tanıdığımı hatırlattı (ahah kim ki) ben de hemmen lafa ordan girizledim (memo tembelçizer)

önceki yazı, eskiye öykünen (öykünen) bir yazı idi. al işte buyur, tekrar. orhan gencebay. gördün mü albüm kapağını? yazının stilini? şimdi sen bu orhan gencebayı dinlemedinse bilmedinse, garip gelmiştir. oysa ki be kendisini scooby doo ile, shaggy ile aynı minibüsün içinde görsem, şaşırmam. çünkü ben erkin koray şarkılarında orhan gencebay bağlamasını dinlemiş bir insanım. ki güzel de bir şey, yani zamanında milletin kendini sitara bongoya vediği hallerde, bağlamaya vermiş. haa, sitar kullanmamış mı, nereden bileceksin şarkısını aç dinle, gör. (gitar değil sitar - umut sarkaya).

shuffleda müzik dinlemek hoştur. hatta hatta, bir adet shuffle bey diye de şarkı vardır, benim playlistimde, quartet muartet icrası. icra, beste, bestekar.

çünkü okur,

müzik ruh haline göre seçilmeye kalkıldı mı, işi az biraz boka sardırabilir. çünkü, denk getiremezsin. için sıkılmış, anadın mı (turist ömer), biri bişeyler demeli sana.. bildiğin şarkıları açıp dinlesen, zaten biliyosun.. bi de, sıkıntı yani neticede, geçecek olsa şarkıylan türküylen onyüzbinmilyon (fruko kızı) kere geçer.

halbuki, daya shuffle. mis gibi. bi kere, başka başka şarkılar, belki daha önceden dikkatini çekmeyen şarkılar denkgelir, o şarkılar doğururur (aşık olduğum kadın), bir başka bir güzellik yaşarsın..

ya da neşeliyim sandığın bir an, bir şarkı gelir, dokunur, boğazın düğümlenir.. üzülürsün.. ya da ne bileyim, bir şarkıda sarajevo lafı, sadece ve yalnızca sarajevo lafı, üzer.

bu arada, anlayamadığım bir biçimde, balkanlardaki savaşlar ortadoğudaki ve afrikadaki savaşlardan daha çok dokunuyor bana. yani, hepsi dokunuyor da.. neyse, üzerinde düşünmeye gerek yok. o yörelerin hepsini gezip göreceğim, yavaş yavaş. doğusunu da batını da..

ama balkanlar.. orası ayrı bi dokunuyor, inkar da edemeyeceğim.

anılar, anılar, şimdi gözümde canlandılar.. gezeceğim yerlerde yanımda biri olsun isterim istiyorum da, anlattım, biliyorsun. benden önce gittiği yerler ise, oralardaki anıları ile savaşacak değilim, başedecek değilim. olmayayım da zaten.

ama bencillikse bencillik, bir insan eğer bir çok şey yaşamışsa başkalarıyla, ve benle de yaşamışsa.. o şeyi düşündüğünde, aklına benle yaşadığı anı gelsin isterim..

kendim de aynı şekilde.. yani, nereden örnek vereyim, mesela kadınlardan.. istanbulda çeşitli yerlerde farklı kadınlarla farklı anılarım oldu. ama oraya, aşık olduğum kadınla gidince, orayı düşününce ilk önce aşık olduğum kadın geliyor, düşünmeye devam edince ondan önce yaşadıklarıma geliyor sıra..

böyle bir önclik sırasını ise kimseden beklemeye hakkım yok.

biliyorum zaten, sonrayım.

Hiç yorum yok: