Pazar, Mayıs 10, 2009

kendi namıma senden rica ederim, gitme.

okuuur, okur.. kaçılır mı sandındı..

kaçılır da, kaçma okur.. otur, dinle.

ne anltacaksın deme, dinlediğinden de bir şey anlama.. anlatırken çünkü ben de bilmiyorum.. başlarken de yazıya, ne yazacağım ile ilgili bir fikrim yok.

okur, bu yazının teması, fikri, mesajı yok.. okur, bu yazının hedefi bile yok.

içimde boşaltamadığım bir şeyler var, sıkıyor içimi. tutamıyorum. güleceğim, ağlayasım geliyor. ağlayasım geliyor da ne oluyor, tek damla göz yaşı dökebilmiş değilim.

tadım yok okur. keyfim yok. şikayetinden siteminden değil. çok da bir sebebi yok. vesilesi var. ama o olmasa, başka şey vesile olacaktı.

ölmek filan geliyor aklıma. zamanını düşünüyorum. erken geliyor şimdilik.

belirsizlik canımı sıkıyor. iş yok. mesela bu önemli.

yalnız hissediyorum kendimi. yalnızlığımdan da sorumlu bizzat benim, biliyorum. sevdiğim kadın bile bensizken daha mutlu oluyor. onun için az kaldı, bir görev haline geleceğim. o da görevleri hiç sevmez.

en güzel günlerini demek bensiz yaşadın, huysuz ve tatlı kadın.. da diyemiyorum. ne yapsın. güzel günlerin insanı olmadım.

hep ona yakarır gibi bir havam var, sıkıldı, dilemiyor bile artık. haklı. benim de başka kimsem yok. hayatımdaki insanlardan onun kadar kafamı meşgul eden yok. ne yapayım, hemen o geliyor aklıma, kendimi tutamıyorum.

daha mutu etmeyi başaramıyorum kimseyi. yapabileceğim tek şey, daha az rahatsız etmek. bencilliğin lüzumu yok. kendi kendime halletmem lazım.

bilmiyorum ne lazım. dolaşmak mı lazım, yorulmak mı lazım, içmek mi lazım. içkiyi sevmiyorum artık, çok soğudum. zamanını bilmeyenler yüzünden hatta, daha da soğudum. ve zamanı, kime ne ulan, ben belirliyorum.

ulan.. okur, öfke büyüyor içimde. kin büyüyor. çok tehlikeli, tutamıyorum. bir yere öfkemi boşaltsam, kin kendiliğinden zaten kayboluyor, içimde kalmıyor. o arada kalp kırmasam keşke, insan kaybetmesem keşke..

zor görünüyor ama..

hakikaten okur, çok doluyum. ağlasam rahatlicam, bir iki saat durmadan ağlayasım var.. bir şey kaybettiğimi hissediyorum. birisi öldü gibi. atamıyorum içimden.. o giden her ne ise, onun yokluğu canımı yakar oldu. o gidenin yokluğuna alışmak zor geliyor. her ne ise, yokluğuna alışmaktan utanıyorum, bunu istemekten utanıyorum. o gidenin yokluğunun acısını içimde taşıyasım var, hep anasım hep özleyesim var..

bir de bilsem ne olduğunu o gidenin. ya da kim.

ama o an gelip de, kendimi bir aşıbma bulmaktansa, bir an gelip çok mutlu olup, o anda ölesim var. tam da zamanı o zaman.

doğduğum zamanı ben seçmedim, öldüğüm zamanı seçebilirim diye düşünüyorum. bence adil olur.

sıkıntılarım yüzünden ölüme koşmak bana doğru gelmiyor.

mesela okur.. saçım uzun iken, kestirmeye karar vermiştim. staj yapacaktım. staj çin kestirdim gibi olmasın diye, üç hafta gittim staja uzun saçlı, onun ardından kestirdim.

bu da onun gibi bir şey. mutsuzken gitmeyi kendime yediremiyorum. her şeyi yoluna koyup, mutlu olup, tam da o anda buradan gitmeyi istiyorum. zora gelemiyorum, zor anları sevmiyorum. zor anılarımda yer alan insanların bazılarına, bir daha ısınamıyorum.

çok kolay kalp kırıyorum, kalp kırmayı umursamıyorum. bu gece, sana, tanımadığım sana oturmuş konuşuyorum, sebebini pek de sallamıyorum. şu anda beni kim dinlerse, bunun bana faydası olmayacağını biliyorum. en fazla, ertelemeye sebep olacak. kaldı ki, ertelenen şeyler var zaten, bir yenisine daha ihtiyaç duymuyorum.

okur, bilmiyorum.

durumlar iyi değil, onu biliyorum. durumum iyi değil.

hem kendime yakştıramadığımdan, hem de, karşılık bulamamak korkusundan, hiçkimseden, "hikimseden" yardım isteyemiyorum.

ama okur bil, durumum iyi değil.

Hiç yorum yok: