Çarşamba, Aralık 29, 2010

enfes


bu aralar yazmak işi bir sıkıntı oldu. gerildim doğrusu. diyeceklerimi toparlayamadan dilim dolaşıyor. dilimle değil de elimle yazdığımı hatırlamak da fayda etmiyor.

okumalara sardırdım, bulduğumu okuyorum. öte yandan, artık okumak istemiyorum. üç dersin üçünden birden kalmaya oynuyorum. oyunu sevdiğimden belki birinden kalmam, bilemiyorum.

durağanlık beni yaşlandırmaya başladı, hissediyorum. gezmemezlik ettim, ayaklarım ağlar oldu. omuzlarım ağrımayı bahane ededursun, tekerlekli valizler çıktı. veya yanıma hiçbir şey almayabilirim. ellerim cebimde, gideceğim dediğim yere giderim. oradaki kızlar da bana hasta olmayıversiner çirkin giyindim diye, sanki buradakiler bayılıyorlar mı? bana ne?

bu ay inanılmaz açılmışım, aklım almıyor. iki gün sonra maaş yatacak ve üç gün sonra şimdi cebimdeki paradan daha az para bulunacak banka hesabımda. varlıkta gözüm yok, çok şükür. borcum olmasın kafi.

yaptığım şeyler içime sinmediğinde çok sevimsiz bir adam oluyorum. mesela şu an sana, en sevimsiz burnumu takınmış, en sevimsiz ellerimi en sevimsiz dizlerime koymuş, başım önde, mahçup, korkak, ve her zamankinden daha büyük bir aşkla, ve aklının alamayacağı kadar büyük bir utançla bakıyorum. yüne bakmaya yüzümün olmamasını hiç umursamıyorum.

Hiç yorum yok: