sol yanımın üstüne yattığımda, ellerim yumruk gibi oluyor çenemin altında toplanıyor. sanırım o vakitler kendimi dövmek istiyorum.
sağ yanımın üstüne yattığımda ise, elim yanağımın altında oluyor -sağ elim sağ yanağımın- belli ki o durumda da kendimi seviyor oluyorum.
eğer yanımda biri yatıyorsa -bilirsiniz sadece sağ tarafıma yatar- o zaman da elim onun yanağının altında oluyor -sağ elim sol yanağının.
gözleri o sırada gözlerimde oluyor. benim gözlerim sürekli dolaşıyor, burnunda mesela, ya da dudaklarında. çenesinde sonra. saçları bileğimde filan olabiliyor çünkü -şüphesiz bunu da bilirsiniz- yanımda yatıyorsa saçları uzun oluyor.
bileğime dolanan saçlar -rengi artık her ne ise- diyelim ki ışığa göre de değişiyor. beni sembolik de olsa bağlıyor ve ilginçtir, ben bu bağlanmak işinden hiç rahatsız olmuyorum. anlık bir şey tabi, uyku bastırıp da arkamı dönesiye kadar.
çünkü -bilmiyorum bunu biliyor muydunuz- ben uyuyacakken sol yanımın üstüne yatıp kendimden nefret ediyorum. her gece, ama her gece, bu böyle.
çok şey biliyorsunuz. kedimi sırf bun için sevmesem, sevmeyebilirim.
biliyor musunuz, aslında bilmediğiniz şeyler de var. bilmeyeceksiniz. nazarınız değiyor.
ama okur, seni seviyorum, onun için yatmadan önce okuduğum şiirden sana da damlatıyorum. kanamayasın ve özleyesin diye:
önce istanbul vardı o yoktu
sonra birgün çıktı geldi
bütün kapılar yerini buldu
önce gözlüklerini çıkardı pencereye koydu
çantasından sigara paketini çıkardı koydu
yalnızığını çıkardı koydu
o zaman bütün aşklar bütün bulutlar geçti aklından
adı kimseye lâzım değil
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder