Pazartesi, Ocak 31, 2011

ölüm hazırlıkları

merhaba okur. az önce bir rüya ile uyandırıldım, anlatıp tekrar yatayım. çünkü biliyorum derdin zorun acaba yazar rüyasında ne gördü.

bir şekil öleceğim belli oluyor. yanımda annem var, babam tekirdağda. ben dolaşıyorum başım boş, gidip eski sevgilimin blogunu açmayı deniyorum. değişen bir şey yok, gerçekten ölüyor olmam da onunla alakalı bir haber aldığımda kendimi ölecek gibi hissetmeme engel değil. öğreniyorum.

kendimi bir kasap - tıbbiye dükkanı önünde buluyorum. gençten bir hemşire kızcağız kemiklerimden etlerimi ayırmış, kemiklerimi kıyma makinesinde kıyıyor. makine güçlü kuvvetli bir şey, diğer ucundan kemik tozlarım adeta kar gibi dökülüyor. ben çünkü, gömülmekten korkarak kendimin yakılmasını istemişim. rendelemek çok doğal biçimde bu işin bir ön hazırlığı olarak görünüyor, buna hiç kimse şaşırmıyor.

sonra bu kızcağız, sarışın, hoş da biri, elinde leğen kemiğimden bir parça doktorun yanına gidiyor. kapı önünde dolaşan ve nasıl bir mideyse artık rüya hali, bu prosesi sakince izleyen ben yanlarına gidiyorum. leğen kemiğim bir yerinde tıktık başka yerinde toktok diye ses çıkarıyor vurduklarında.

şak! sahne değişiyor: doktorun bana aslında vücudumdaki fosforun eksik olduğunu anlatması, ölmeme gerek kalmadığını söylediğinde benim ona sarılmam.

sonra ortalık bulanıp filan, filmin sonunun geldiğini ve sonsuza kadar mutlu yaşayacağımızı belirten piyano sesi eşliğinde bir evin mutfağı, annem bir işler yapıyor. iki tane çocuk kuzen cinsinden, büyücek bir çöp kovasının başına oturmuşlar kivi soyuyorlar. gözüm çöp kutusuna düşen kivi kabuklarında, anneme kendimi gömdürmeyip de ölmeden önce vakitlice rendelettiğimi anlatıyorum. sanıyorum ki o zaman beni yıkayamicaklar filan ve bu kötü bir şey bir ölü için. yoo diyor, kemikleri yıkarız tertemiz, mini fırında da çok güzel olur mis gibi yakarız filan. akıl almaz sakinlik.

ölmeyeceğimi babama söylediğimde seviniyor fakat sitemli, böyle ciddi bir durumu o ana kadar ondan gizlemiş olmama çok bozuluyor.

ben sonra o hemşire kızla geziyorum filan, (insan ölmesi gerekmediğini söyleyen kişilerle arkadaş olmaya hevesli) taksimde bira içtiğimiz yerlerde masa beğenmiyorum. nası beğeneyim, kötü kötü yerlere denk geliyoruz.

kemikleri sıyırtmış olmanın etkileri ise durup durup gelen ağlama krizleri. yürürken, bu yürüdüğümüz yer de tekirdağda anadolu lisesine çıkan bayırın başı, yere çöküp ağlıyorum rüya sonunda yüksek sesle. (yüksek sesle ağlamak iyiymiş ve sanıyorum bu rüyada sadece bu kısmı internette rüya tabirlerinde bulabilirim) kızcağız da alışmış, adı diyelim ki ayselgitbaşımdan, tepemde dikiliyor ve ağlamamın geçmesini bekliyor, ne yapsın.

1 yorum:

Ariena dedi ki...

Rüya tabiri: 3-4 vakte kadar bir hemsireyle kiristirmaya baslayacaksin, hemsire bir hastasinin ölümünden sarsilip teselliyi senin kollarinda arayacaktir. Sen iliskinin gidisatiyla ilgili kararsiz kalacaksin, ve hemsire senin etlerini kemiklerinden ayiracak.. Sonra evlenip 3-4 cocuk sahibi olabilirsiniz, ya da ben tüm bunlari uydurmus da olabilirim.. bi önemi yok.