Çarşamba, Ocak 19, 2011
rahatsızedicilik
kenardan geçeyim yol sizin olsun
zehirler içeyim bal sizin olsun
merhaba sevgilim okurlar. yeni bir zihnimizin içinden bülteni ile daha karşınızdayım.
girişteki sözler bir orta anadolu türküsünden geliyor. zaten anadolunun ortasından (bulgur da bunlardan biridir) neler neler geliyor ki kendileri hayatımızın rengidir.
öyle hayatımızın rengi yeşiller morlar filan değildir okur, onlar hayatımdaki değişik renkler, gördüğümüzde sevindiğimiz renklerdir. hayatımız aslında düpedüz, dümdüz bir sarıdır ve yapabileceğimiz en farklı şey bulgur pilavına karıştırılabilecek biraz domates ile bu rengi kırmızılığa yaklaştırmaktır. (analojiye gel: kanlı yaşlı gözler)
rahatsızedicilik akımını biraz tanımlamak gerekirse (aslında hiç gerekmiyor, farkındayım) çok normal görünen bir resimde örneğin, bir şeylerin bakanı rahatsız etmesi demeliyiz. yani ne bileyim, bütün bayraklar resmin sağına doğru dalgalanıyorken oradaki güzel kadının (içinde güzel kadın olmayan hiçbir şey dikkatimi çekmez) fularının sola doğru uçuşması.
müzikte de olur, ters, anlamsız yerde mesela bir ses.. şarkıyı söylerken sanki birisi yere bir şey düşürmüş, şarkıdan olmadığı çok ama çok belli. öte yandan o kadar kısa bi sürede olur biter ki, yok saymayı çok istersiniz.
şimdi burada, size biraz kendimden bahsedeceğim. mesela neden beni okudunuz? farklı geldi, değişik geldi.. hemen bir apartmana benzetelim yaşamı ve her insan bir daire olsun bu apartmanda. ben de diyelim ki yedi numaralı daireyim. ve )(çok ilginç gelmesin size böyle şeyler olabiliyor) o apartmandaki dairelerden sizin seçeceğiniz bir tanesinin sahibi olacakmışsınız.
her yedi numaralı daire gibi, benim de bir olayım yok. tek farkım, içerideki bütün duvarlar başka bir renge, büyük ihtimal yeşiin pek hoş bir tonuna boyanmış halde. daireleri siz gezerken, fildişili şampanyalı duvarları geze geze gelip de bana uğrayınca size farklı geliyorum.
buradaki rahatsızedicilik bu yeşilden kaynaklanıyor. yani bir saat bak yeşil, iki saat bak yeşil.. ala ala kendine bu yeşil evi aldınsa bir süre sonra sıkılmaya başlıyorsun. en başta eğlenceli olması, başkalarına nazaran farkından geliyor. kimse sana, hiç kimse ama hiç kimse sana her duvar başka renk demedi. sen de işte tam bu sebeple, hem normlarına uymadığı için (farklılıkla cezbedilseniz de bu farklılığı normlarınıza uydurmak hayalinizden geçemiyorsunuz yazık ki) bir süre sonra normal olmayan bir şeylerin tedirginliğiyle çıkıp gidiyorsunuz.
ondan sonra yandım annoy!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder