senin adın okur, gitme, buralarda dur.
evet, bir pazar sabahı daha sekizli saatlerde uyanmak, aynen daha önceki pazar sabahlarında da olduğu biçimde, on birli saatlere geçiş yolunda bir adım olarak kullanılamadı. varılacak son nokta bu imiş uykuda, gelip de dayanıldı.
saat on birde başlaması umulan malezya gp başlamadı. muhtemelen malezyada yağmur geçen seneden beri durmadı. maddi hasarlı kaza olsun seyredelim, cana gelmesin diye diye seyredeceğim yarışı. daha sonunda kadar uykum gelmeden seyredebildiğim bir yarış da olmadı.
ilginç geliyor, bir kaç gün önce okuduğum blog, her canım sıkıldığı anda açıp açıp okuduğum bir yere dönüştü. blog yazarına ankaradaki hayatım boyunca çok daha fazla yaklaşmamanın sıkınısı üzdü beni, dert oldu. en azından, kafası çok çalışan bir kadını daha tanıyor çıkmak, büyük sevinç oldu.
üstümü başımın renksizliği gözlerimde yaş oldu, dolabımdaki çeşitsizlik beni üzüntü şişesinde balık etti. niyetim bu gün, dün tanıştığım birisiyle alışverişe gitmek, kahvaltı ardından. allahım ne yapıyorum.
dün de denedim alışverişi. hem bu sefer evvelce tanıdığım biri idi. biraz yürüyelim sonra gideriz lafları, beşiktaştan aldı, ortaköyü bebeği geçti, sarıyere vardı.. istinye park'a sahil yolundan yayan varmamıza ramak kaldı. ayağımda su toplanan yerleri bakıp da tespit etmişliğim yok, ama sağ ayağımın orta parmağında bir tane var, o kendini tespit ettiriyor.
o yürüme işinin yorgunuğu üstüne başlayan taksim geceleri, önceki sıkılgan hallerimin aksine, dörtlere beşlere kadar sürdü. arkadaşım takside sende kalayım mı diye sordu, yattığı yataktan da henüz doğrulmadı.
artık insanlara daha bir az güvenip, hala pek az seviyorum.
alınma.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder