Pazartesi, Nisan 05, 2010

yol hevesi, ayak sızısı, yeniliğe doğru giden tren masası yazısı

okur

uyandım, saat biri az biraz geçmekte.. iki günlük saçma sapan uzun mesafe yürüyüşleri etkisini ayak parmaklarımda göstermekte. ayakkabıyı eskiden beri sevmeyen ayaklarım terlikleri özlemekte.

ayaklarım böyle acıdığında, ben genelde eğleniyor oluyorum. çünkü bu kadar çok yürüdüğüm vakit, pek de bilmediğim bir şehri öğreniyor olabiliyorum. biliyorum ki ayağımın acımamasının yegane (tek, bir, biricik) yolu on gün kadar sürekli bu tempoda yürümek. çünkü ilk iki gün parmaklar su toplayacak, sonraki ayak tabanının ortası biraz acı çekecek, sonra ben ucuna basmıyim diye topuk topuğa yürüyeceğim, bilek arkasındaki bağlar kendini koyuverecek. onun geçmesi filan derken.. adaptasyon süreci işte dediğim gibi, on gün filan en az.

eh, balık burcu derler, ayaklarıyla sorunudur. hakikattir de. eskiden beri bir şekilde ayaklarda ağrılar var olmuştur.

.
.
.

okur, dikkatim dağıldı. ama fransada bir trende bir masaya kurşun kalemle "her gün bir yerden gitmek ne güzel" diye başlayan sözlerden birkaç satır yazmıştım, zira uyuyamıyordum ve o sıradao şarkı çalıyordu.

anlatırım.

Hiç yorum yok: