Cumartesi, Temmuz 11, 2009

bitmesin dertler



okur naber..

farkettinse yanıbaşımızdaki sidebar'a bir saat ekledim, sırf meraktan. yapılabiliyor mu diye.. ve işte, yapmayı istediğim özel bir şey omadığından, en masumu, beki en ölümcül olanı da, zaman ile ilgili bir bilgi..

zamanında aldığım programlama derslerinin, sanıyorum ki aklımda kalan en ufak kırıntıları, bir kodu görünce iyi kötü bir anlam vermekte ziyadesiyle etkili oldu. sağolsunlar güzel de commentlemişler. bak, yazının görseli olarak da aynı saati kulladım gene.. hatta, gönder dediğimde göreceğim, mavi olan rengi mora çevirdim, o kadar satırın içinde..

sebebi de şudur.. insanın bir yerlerde gördüğü bir sistemi çözme, çözdüğünü görme hevesi.. ilk insan bu işe çevresi ile, dağlar ile, yıldızlar ile başldı.. zamanı boldu, baktı baktı, en sonunda dedi ki: bu güneş bu kadar kere çıkıp inince ekinleri ekmenin zamanı geliyor, farkettinizse tarıma geçtik hem de..

okur..

bitmesin dertler, sikime kadar
beşiktaşlıyız ölene kadar
sen de olmasan bu dünyada
sevilecek ne var


neden dedim bunu?

şundan.. okurum, melodi bir kere, nemrutun kızı türküsününki (türkü?), nemrutun kızı deyince bilemedinse, ocağı batsın nasıl beladır, bırakıp gitti bu ne devrandır diye sürüp giden türkü olduğunu söyleyebilirim. neyse..

diyeceğim, insanın bir yerde kendini tanıması ve tanımlamasının, dertleri ile olduğu. en dertsizin bile bir şeyleri dert edindiği, dertsizlikten sıkıntılanması, hayıflanması...

bir zaman geçti, aldığım prensip kararını uygulamaya koydum. bakalım, becerebildiğim kadar.. karar ise şudur ki, beşiktaş'tan daha büyük bir derdim olmayacak. beni tanıyan da bilir ki, beşiktaş da öyle pek bir dert olmaz..

bu arada, okur, bi de gözler diye bir gadget (=zımbırtı) vardı, yazıyı gönderdikten sonra onu eklemenin yoluna bakacağım.

olursa görürsün, görmezsen olmamıştır.





düzenleme notu: evet, kolayca olabiliyormuş. bak, buraya da koyayım:

Hiç yorum yok: